6️-
NİNOVA’YA DÖNÜŞ VE TEBLİĞİN KEMAL BULMASI
(TEMSİL
VE SORUMLULUK BİLİNCİ)
وَأَرْسَلْنَاهُ إِلَىٰ مِائَةِ أَلْفٍ
أَوْ يَزِيدُونَ ﴿الصافات:147﴾
Saffât
147:
“Biz
onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.”
Hz.
Yunus, başarısız olduğunu düşündüğü yere yeniden gönderilir. Ancak bu kez
farklıdır: Zaaflarının farkında, arınmış, tedavi olmuş ve sınırlarını idrak
etmiş bir bilinçle…
Artık
Rabbine tam bir güven ve teslimiyet içindedir. Onun görevinin yalnızca tebliğ
etmek olduğunu, insanların kabul ya da reddinin ise kendi sorumluluğu
olmadığını idrak etmiştir. Neticeyi değil, emaneti taşımaktadır.
Kavmine
döndüğünde iman filizlerinin yeşerdiğine şahit olur. Anlaşılan o ki Yunus
ayrıldıktan sonra kavmi, davet edildikleri hakikatin kıymetini fark etmiş; onun
dönüşüyle birlikte bu daveti hüsnükabulle karşılamıştır.
فَآمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ إِلَىٰ
حِينٍ ﴿الصافات:148﴾
Saffât
148:
“Nihayet
iman ettiler; biz de onları belli bir süreye kadar faydalandırdık.”
Bu
ayet, imanla gelen başarının bile geçici olduğunu hatırlatır. Dünya hayatındaki
nimetler, imkânlar, mutluluklar ve başarılar kalıcı değildir. Kalıcı olan,
Allah’a dönüş bilinciyle yaşanan bir hayattır.
Gerçek
huzur; dünyevî kazanımlarda değil,
hesap
verme şuuruyla tamamlanan bir teslimiyette saklıdır.
Bu
da Hz. Yunus’un duasında ifadesini bulan bilinçtir:
“Lâ
ilâhe illâ ente, subhâneke…”
İnsan,
bu idrakle karanlık denizlerden çıkar; dünyanın yüklerinden özgürleşir ve
sahici bir huzura ulaşır.
Rabbimizin
hayatımıza her an müdahil olduğunun farkında olarak kendi sınırlarımızı
korumak, arınmanın ve selâmetin yoludur.
Ve’s-selâm…