HZ. YÛNUS (A.S.) KISSASINI 6 AŞAMADA ELE ALACAĞIZ
1)Balık tarafından yutulmadan önceki dönem
(Tebliğ sorumluluğu ve temsil hassasiyeti)
2)Ninova’dan ayrılıp gemiye bindiği dönem
(Öfke, başarısızlık duygusu ve terk ediş)
3)Balığın karnında kaldığı dönem
(Çaresizlik, karamsarlık, içsel bunalım)
4)Balığın karnında kendini sorguladığı dönem
(Tövbe, teslimiyet ve tevekkül)
5)Balığın karnından çıkarılıp iyileştirildiği dönem
(Takva ve ilahî tedavi)
6)Ninova’ya dönüş ve tebliğin karşılık bulduğu dönem
(Toplumsal dönüşüm ve rahmetin tecellisi)
1. BALIĞIN YUTMASINDAN ÖNCEKİ DEVRE
(TEMSİL VE TEBLİĞ HASSASİYETİ)
Hz. Yûnus (a.s.), balık tarafından yutulmadan önce peygamber
miydi?
İslam âlimlerinin çoğunluğuna göre Hz. Yûnus, balık
tarafından yutulmadan önce de peygamberdi. Bu görüşe delil olarak özellikle
Sâffât Suresi 148. ayet gösterilir:
فَاٰمَنُوا
فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى حٖينٍ
“Nihayet
iman ettiler; Biz de onları belli bir süreye kadar faydalandırdık.”
Bu ayette yer alan “fe” edatı, Arapçada takîb (ardıllık)
bildirir. Dolayısıyla ayet, kendisinden önce gelen ifadelerle birlikte
okunmalıdır. Önceki ayette şöyle buyrulur:
“Biz
onu yüz bin, hatta daha fazla kişiye peygamber olarak gönderdik.”
Ardından gelen “fe âmenû” ifadesi, kavmin daha önce iman
etmediğini, iman etmenin ise Hz. Yûnus’un ayrılışından sonra gerçekleştiğini
göstermektedir. Bu durum, Hz. Yûnus’un peygamber olarak kavmini imana davet ettiğini;
fakat bu davetin karşılığını görememesi sebebiyle onda öfke ve başarısızlık
duygusunun oluştuğunu düşündürmektedir.
Fahreddin er-Râzî de Hz. Yûnus’un balık hadisesinden önce
peygamber olduğunu Sâffât 139–140. ayetler üzerinden temellendirir:
وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَ
“Şüphesiz
Yûnus da gönderilen peygamberlerdendi.”
اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ
الْمَشْحُونِ
“Hani
o, kaçıp dolu gemiye binmişti.”
ayette Hz. Yûnus’un peygamber olduğu açıkça belirtilmekte,
hemen ardından gelen 140. ayette ise gemiye binip kaçmasından söz edilmektedir.
Ayetlerin bu şekilde art arda gelmesi, onun kaçışından önce de peygamber
olduğunu göstermektedir. Zira eğer peygamber olmasaydı, bulunduğu yeri terk
etmesi sebebiyle ilahi bir muhasebeye tabi tutulması söz konusu olmazdı.
Peygamberlik sorumluluğu olmayan bir kimse için bu tür bir fiil cezaya konu
edilmezdi.
Bu noktada önemli bir ilke ortaya çıkar:
Sıradan insanlar için günah sayılmayan bazı davranışlar,
peygamberler için “edebe aykırılık” olarak değerlendirilir.
Karşı Görüş: Hz. Yûnus peygamberliğini sonradan mı aldı?
İbn Abbas’tan nakledilen bir görüşe göre Hz. Yûnus, balık
hadisesinden önce peygamber değildi. Bu görüşün dayanakları şunlardır:
Peygamberler, Rabblerinden izin almadan hareket
etmeyeceklerini bilirler.
Enbiyâ Suresi 87. ayette geçen:
“Allah’ın
kendisine güç yetiremeyeceğini sandı”
ifadesi, peygamberlik makamıyla bağdaşmaz görünmektedir.
Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir husus
vardır:
Kur’an, peygamberleri anlatırken onları beşerüstü varlıklar
olarak değil; insanî yönleri olan örnek şahsiyetler olarak sunar.
Nitekim:
Hz. Âdem, yasaklanan ağaçtan yemiş, ardından tövbe etmiştir
(Tâhâ 121).
Hz. Dâvûd, hüküm verirken acele etmiş, hatasını fark edince
hemen tövbe etmiştir (Sâd 24).
Bu örnekler, peygamberlerin de insan olmaları sebebiyle
yanılabileceklerini, ancak farklarının hatalarında ısrar etmemeleri olduğunu
gösterir. Kur’an, bu anlatımlarla müminlere şu ahlâkî ilkeyi öğretir:
Hata beşerîdir; hatada ısrar etmek ise sapmadır.
Bu bağlamda Hz. Yûnus’un yaşadığı durum, peygamberliğine
değil; insanî zaafına işaret eder.
Hz. Yûnus neden tebliğinde yetersiz kaldığını düşündü?
Hz. Yûnus’un uzun yıllar süren tebliğine rağmen somut bir
dönüşüm görmemesi, onda ümitsizlik ve başarısızlık algısı oluşturmuştur. Oysa
Kur’an, tebliğin değerini sonuçla değil, sadakat ve süreklilikle ölçer.
Kavminin Hz. Yûnus’tan sonra iman etmesi ne öğretir?
Yûnus Suresi 98. ayet bu noktada temel bir ilke ortaya
koyar:
“Azap
gelmeden önce iman eden ve bu imanı kendilerine fayda veren tek toplum,
Yûnus’un kavmidir.”
Diğer helak edilen toplumlar, azabı gözleriyle gördükten
sonra iman etmişler; bu nedenle imanları kendilerine fayda vermemiştir. Yûnus kavmi
ise azap gelmeden önce iman etmiş ve samimiyetlerini ortaya koymuştur.
İslam tarihi kaynaklarına göre Hz. Yûnus’un tebliği yaklaşık
33 yıl sürmüştür. Bu sürenin sonunda azap uyarısı gelmiş, bir mühlet
tanınmıştır. Hz. Yûnus ise azabın emarelerini görünce, Rabbinden izin gelmesini
beklemeden Ninova’yı terk etmiştir.
Ancak ilginç olan şudur:
Hz. Yûnus geri döndüğünde, kavmini iman etmiş hâlde bulur.
Bu durum bize şunu gösterir:
Tebliğin etkisi her zaman davetçinin bulunduğu anda
görünmez.
Bazen tohum, davetçinin yokluğunda filizlenir.
Hz. Yûnus’un Ninova’daki tebliği aslında maya tutmuş, fakat
o bunu fark edememiştir.
İLK DÖNEM TEBLİĞ MÜCADELESİNİN MESAJLARI
❗ Tebliğin en güçlü dili rol
model olmaktır.
İnsanlar sözlerden çok, yaşantılardan etkilenir. Davetçi,
anlattığı değerleri ne kadar yaşadığını sürekli sorgulamalıdır.
❗ Israr ve süreklilik tebliğin
temelidir.
33 yıl süren tebliğ, Hz. Yûnus’un ne kadar sebatkâr olduğunu
gösterir.
❗ Tebliğ ötekileştirmeden,
merhametle yapılmalıdır.
Hz. Yûnus, kavmini düşmanlaştırmadı; bu da onların iman
etmesine zemin hazırladı.
❗ Tebliğ sonuç odaklı değil,
sorumluluk odaklıdır.
Mümin seferle yükümlüdür; zafer Allah’a aittir.
YÛNUS SURESİ 98. AYETİN MESAJI
Hz. Yûnus’a mesajı:
Sâffât 147’de geçen “yüz bin hatta daha fazla” ifadesi şunu
gösterir:
Sen yüz bini terk ettin; fakat tebliğin daha da genişledi.
Hz. Peygamber’e ve sahabeye mesajı:
Zor Mekke yıllarında inen bu ayet, “Sonuca bakmayın,
görevinizi yapın” mesajı verir.
Bizlere mesajı:
Tohum ekmek senin işin; yeşertmek Allah’ın takdiridir. Acele
etme.
Neden Yûnus Suresi’nde yalnızca 98. ayet Hz. Yûnus’tan
bahseder?
Sure, Hz. Nûh ve Hz. Mûsâ kıssalarıyla birlikte okunduğunda,
sabır–acelecilik ve ilahî emre bağlılık temaları ön plana çıkar.
Hz. Nûh, emir gelmeden gemiye binmemiştir.
Hz. Yûnus ise ilahî izni beklemeden ayrılmıştır.
Ayrıca Firavun örneğiyle şu fark vurgulanır:
Firavun azabın içindeyken iman etti → kabul edilmedi.
Yûnus kavmi azap gelmeden önce iman etti → kabul edildi.