Loading...
YUNUS BİN METTA

ASUR MEDENİYETİ VE DİNÎ YAPI

Hz. Yûnus’un tebliğle görevlendirildiği Ninova, Asur Devleti’nin başkenti olup dönemin en büyük, en zengin ve en gelişmiş şehirlerinden biriydi. Asur toplumu, çok tanrılı (politeist) bir inanç yapısına sahipti. Doğa olayları, bereket, savaş, denizcilik ve doğum gibi alanlar farklı tanrı ve tanrıçalarla ilişkilendirilirdi. Bu tanrılar mutlak kudret ve ilim sahibi değil; sınırlı güçlere sahip varlıklar olarak tasavvur edilirdi. Bununla birlikte, yaratıcı ve üstün bir ilah fikri tamamen reddedilmiş de değildi.

Bu tür inanç yapılarının izlerine, tarihsel süreç içinde farklı toplumlarda olduğu gibi İslâm toplumlarında da hurafe düzeyinde yansımalar görülebilmektedir. Türbe ve yatır merkezli beklentiler, nesnelere kutsallık atfetme, nazarlık ve muskaya metafizik güç yükleme gibi pratikler, Kur’an’ın tevhid öğretisiyle bağdaşmayan anlayışlar olarak değerlendirilmiştir.

Ninova, yalnızca siyasi ve ekonomik bir merkez değil; aynı zamanda ilim, kültür ve sanat şehriydi. Sümerce ve Akadca’nın ilim dili olarak kullanıldığı, tablet arşivlerine sahip gelişmiş bir şehir yapısı söz konusuydu. Bu entelektüel özgüven, toplumda “kendine yeterlilik” ve “bilgiyle müstağnî olma” duygusunu beslemiş; vahye karşı direnci artırmıştır. Kur’an’ın özellikle İsrailoğulları bağlamında sıkça eleştirdiği “bilgiyle kibirlenme” hastalığının, burada da belirgin olduğu görülmektedir.

Refah, zenginlik ve bolluk, Ninova halkını zamanla şımarıklığa, ahlâkî çözülmeye ve ilahî sınırları aşmaya sürüklemiştir. Bu durum, Kur’an’ın genel ilkesiyle uyumludur: Azgınlığın temel sebeplerinden biri, kontrolsüz refah ve müstağnîlik duygusudur.

TUBA BAŞARAN
DENEME MESAJI