SARAYDAN ÇOBANLIĞA
Konu ile ilgili
ayetler kasas suresi 23-28 arası toplam 6 ayette işlenmiştir. Saraydan
çobanlığa başlıklı çalışmamızda bu ayetleri inceleyeceğiz:
Kasas Suresi.23
وَلَمَّا
وَرَدَ مَاءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ اُمَّةً مِنَ النَّاسِ يَسْقُونَ وَوَجَدَ مِنْ دُونِهِمُ امْرَاَتَيْنِ تَذُودَانِ قَالَ مَا خَطْبُكُمَا قَالَتَا لَا نَسْقٖى حَتّٰى يُصْدِرَ الرِّعَاءُ وَاَبُونَا شَيْخٌ كَبٖيرٌ ﴿٢٣-٢٨﴾؛
28.23: Medyen suyuna varınca, suyun başında
(hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da
koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Mûsâ onlara,
'(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?' dedi. Onlar, 'Çobanlar
sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı
bir adamdır' dediler. (Diyanet Meali)
Hz Musa
medyen suyuna varınca suyun başında hayvanlarını sulayan bir ümmet buldu.
Ümmet : أم ümm kökünden olup
aynı amaç ve hedefi güden bir topluluktur. Bu amaç ve hedef iyi de kötü de
olabilir.
Musa a.s Medyen’e
varınca yeni bir manzara ile karşılaşıyor. Hayatında 3 kez zayıf taraf ile
güçlü taraf arasına girdiğini görüyoruz.
1.
Mısır'da kavga eden iki
adama müdahale etti ve yanlışlıkla kıpti’yi öldürdü; ardından travma yaşadı.
2.
Medyen’e varınca suyun
başında kaba saba bir erkek topluluğuna rastladı. Hayvanlarını sulamakta
zorlanan güçsüz iki kadın görüyor. Yine zulme uğramış bir sahne ve Musa'nın
içinde var olan adalet duygusu, merhameti mazlumu koruma güdüsünü tetikliyor.
3.
Firavun'un karşısında artık
risalet makamında iken mazlumları savunması .
Hz Musa’nın medyen’de suyun başında karşılaştığı olayda da Kur'an'ın
övgüyle bahsettiği îsar ahlakını görüyoruz.
Kasas 23. Ayette Medyen halkını, kızların tutumları ve hz Musa'nın
bunlara karşı davranışını ele alacağız.
Herkes kendi hayvanlarını sulama telaşındadır. Belli ki bir sıra falan
gözetilmiyor. Ortamın medeni olmadığı anlaşılıyor. Bedevi hayat insana
zerafeti, nezaketi öğretmez. Bedevinin hem düşüncesi hem fiili hem de
ilişkileri kaba saba'dır. Nezaket ve zarafet gibi kavramlar bir eğitimin
sonucunda kazanılacak kavramlardır. Daha çok şehirde olur. Şehirde olup da
bunlardan yoksun olanlar şehirdedir ama şehirleşememiştir. Medineli olmak demek
şehirde yaşamanın inceliklerini, zerafetini yakalamaktır. Bunları yakalayamayan
şehirde yaşasa da bedevi ahlakına sahiptir. Bu ayet Medyen halkının bedevi
ahlak sürdüklerini gösteriyor.
Ayete göre Bedevi ahlak nasıl bir ahlaktır?
·
Vurdumduymaz tavırlar
içinde olup kendi menfaatlerini önceleyen,
·
Sosyal hayatta kadınlara
alan açmayan
·
Erkek egemen bir toplum
düzenine sahip
·
Gelen misafirlerle ilgilenmeyen
·
Kadın erkek ilişkilerini
dikkat etmeyen kaba saba ve nezaketsiz bir toplumdur.
Medyen
halkının bu davranışlarından inancı bozuk olan bir toplumun ahlakının da bozuk
olacağı anlayışına bizi götürmektedir.
Hz Musa
kadınların sıkıntıda olduğunu fark ediyor ; empatik ve nazik bir soru tarzı ile
onlara yardım eli uzatmak istiyor.
ما خطبكم؟ bir aksilik mi var? Sorun
nedir?
Sorusu sıradan bir soru değildir. Çünkü soruda
geçen خطب kelimesi ciddi bir olay, mesele olduğu
durumlarda kullanılır. Kur'an'da geldiği
her yerde ciddi, önemli bir vurgu taşıdığı görülür. Şu ayetlerde gelmektedir:
Hicr 57, Taha 95, zariyat 31,
Yusuf 51
Hicr Suresi.57
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ ﴿٥٧-١٥﴾؛
15.57: İbrahim, 'Ey Elçiler!
Göreviniz nedir?' dedi.
Taha Suresi.95
قَالَ فَمَا خَطْبُكَ يَا سَامِرِیُّ ﴿٩٥-٢٠﴾؛
Taha Suresi.95:
20.95: Mûsâ, 'Ya senin derdin
neydi ey Sâmirî?' dedi.
Bu kelimenin kullanıldığı bütün
ayetlerde bir mesele ya da sosyal sıkıntı içeren bir durumu anlattığı görülür.
Sıradan bir hal sormak için değil önemli çözülmesi gereken bir durum için
kullanılır.
Musa'nın ما خطبكما؟ sorusunda olağan dışı bir durumu fark ettiğini ve
duyarlılıkla yöneldiğini gösteren merhamet izleri görülüyor.
Hz Musa’nın davranışını oradaki toplumun
davranışından farklı kılan nedir?
Musa medeni olmayan bir ortamda
ama medineli gibi yetişmiştir. Hem müslüman hem saray eğitimi almış hem ahlaklı
bir gençtir. Bu nedenle durumu hemen fark etti ve problemi nasıl el atacağını,
nasıl bir iletişim dili kullanacağını bilerek yaklaşıyor. Bu davranışı dikkatli
ve duyarlı bir gözlemci olduğunu da gösterir.
Hz Musa'nın davranışından şu
mesajları çıkarabiliriz:
· Soru sorarken gereksiz konuşma ve tavırlara girmiyor.
· Gereksiz yakınlaşma yok. (Kızların cevabından sonra sözü uzatıp
gereksiz konuşmuyor.)
· Gereksiz detaylara girmiyor. (Başka akrabalarınız yok mu? Bir
çoban tutsaydınız?..)
· Yargılayıcı bir soru tarzı kullanmıyor. (Neden kenarda
bekliyorsunuz?)
· Buyurgan soru kullanmıyor. (Çekilin ben sulayayım.)
· İffetli ve sınırına hakim.
· Kadını hassas ve korunması gereken bir değer olarak görüyor.
· Çalışan kadınlara sosyal şartlarda yaşamayı destekleyen bir
duruş sergiliyor.
· İman sahibi olan kimsenin sorumluluk bilinci taşıması
gerektiğini öğretiyor.
Herkes imkanına göre sorumludur. Musa
eğer yaşlı biri olsaydı sürüleri alıp sulayamazdı belki ama olayı başka şekilde
çözmenin yoluna gidecekti. Mesela diğer çobanlardan sıra vermelerini rica
edebilirdi. Musa genç ve kuvvetli olduğu için olaya bizzat müdahale etti ve
olayı çözdü.
Peygamber efendimiz (sav):” Bir mümin bir
münker gördüğünde onu eliyle düzeltsin gücü yetmiyorsa diliyle buna da gücü
yetmezse buğzetsin bu da imanın en zayıfıdır.” Buyuruyor.
· Yaptığı işten hiçbir karşılık beklemiyor.
Bu durum onun îsar ahlakına sahip olduğunu gösterir. Îsar ahlakı kişinin
kendisi ihtiyaç içinde iken başkasını kendine tercih etmektir. Bu ahlakını daha
önce iki kişinin kavga etmesinde kendi zannına göre mazlumu savunarak canını
tehlikeye atmasında da görmüştük.
Olayın analizini kızlar açısından değerlendirelim:
Kızların davranışında ayette geçen تذودان (hayvanlarını
geri çekiyorlar ) kelimesinde 3 önemli özellik dikkatlerimiz çeker:
1.
Güç dengesizliğini:
çobanlarla yetişemezler, güçleri yetmez.
2.
İffet ve haya: su alanına
erkeklerin arasına girmek istemezler.
3.
Sabır ve sorumluluk.
Toplumda erkekler bedevi davranış gösterse de kızlar Bedevi davranış
gösterip kavga çıkarmıyor, seslerini yükseltip haklarını aramıyor, itişe
kalkışa öne çıkmaya uğraşmıyorlar. Kırsalda veya bozuk toplumda yaşasa da
herkes bedevi olmak zorunda değil. Kızların durumu aile eğitiminden
kaynaklıdır. Ahlaki bir ailede yetişmişler, ailesel sorumluluğu üstlenip,
değerlerinden ödün vermeden sorumluluklarını yerine getiren imanlı bir bakış
açısına sahipler.
Kızların cevabında
biz sulamayız لا نسقى erkekler sulayıp
çekilinceye kadar حتى يصدرالرعاء ifadelerinde hayvanlarını sulama ile ilgili kelimeleri
neden farklı kullanmışlardır?
Bu iki kelimenin farklı kullanımı bize sosyolojik bir tablo sunmaktadır.
سقى.
Su içirmek ,sulamak demektir. Bu kelime doğrudan eyleme odaklanır. Herhangi bir
zorlama içermeyen, sakin, sırayla pasif bir eylemi ifade eder.
Çobanlar için kullandıkları صدر. İse:
sürüleri ile su başını kaplamak
Alana hakim olmak
Su kenarını erkek gücü alanına çevirerek kaynağın başında toplanmış
hareket halinde itiş kakışı ve sulayanın geri çekilmesini ifade eden sosyolojik
bir durumu anlatır.
Kelimelerin içinde adeta kızların
güçsüzlüğü, çobanların kaba saba oluşları kalabalığın baskısı resmediliyor.
Kelimelerin bu derin anlamlarından hareketle kızların cümlesini şöyle
okumak mümkündür:
“kalabalık erkek sürüsü geri çekilmedikçe bizim suya inmeye gücümüz
yoktur.”
Kızlar mahremiyet
duyarlılığı için topluma karışıp sulamaya kalkışmamaktadırlar. Kur'an onların
bu hayalı davranışlarını bir zayıflık olarak değil bir fazilet olarak gösteriyor. Kızların erkeklerin arasına
karışıp suya girmesi durumunda saygınlığı kaybetmek ve basitleşme göstergesi
olurdu.
Klasik tefsirlerde kızların babalarının Şuayb (a.s) olduğu söylenmektedir.
Ayette babaları hakkında yaşlı olduğunu شيخ كبير ifade eden kelime grubundan başka bir işaret
bulunmamaktadır. O halde
Kızların babalarının kimliği hakkında neler düşünülmüş ;ayetten ve
Kur'an bütünlüğünden neler çıkarabiliriz?
1)
kızların babasının
Şuayip (a.s) olduğunu söyleyenler Medyen halkından hareket etmektedirler.
“Medyene kardeşleri şuayb’ı peygamber olarak gönderdik”ayetinin yer
aldığı Ankebut 36, Araf 85 ve Hud 84 ayetlerini delil olarak gösterirler.
Başka ileri sürdükleri
delilleri ise bu kişi Hz Musa'yı tam olarak tanımadan onun güçlü ve güvenilir biri olduğunu anlaması bu yüzden de
onu damat yapmak istemesi gibi davranışları onun peygamber hikmetiyle hareket
ettiğini düşündürür.(F.Razi, İbni Kesir, zemahşeri)
Hz Musa ile kayınpederi
olan bu yaşlı insan arasındaki ticari anlaşmalarındaki (Medyen ahalisi
ticarette ölçü ve sınır tanımayan bir kavimdi.) ahlaki vurgular Hz şuaybın
tavır ve inceliklerini hatırlatsa da iman ehli her müminde olması gereken
hassasiyetlerdir. peygamber olmadan da sürdürülebilir bir ahlak olduğunu
gösterir.
2)
Şuayip (a.s) değil
başka bir kuldur diyenler de kronolojik olarak Hz Musa ile Şuayip arasında 500
yıl gibi bir zaman farkı olduğundan hareket ederler. Hz Şuayb Musa’dan önce Lut
kavminden sonra yaşamıştır. Lut kavmi'nin Hz İbrahim döneminde yaşadığını
biliyoruz.
Kur'an Şuayb’in kavminin helak edildiğini Araf 91. ayette söyler. 500 yıl
geçmiş bir zamanda Medyenliler olsa bile Şuayip (a.s)’ın hayatta olma ihtimali
olamaz.
Bu salih kişi hakkında isim
verilmemiş yalnızca شيخ كبير.
sıfatı ile zikredilmiştir.
كبير
büyük, ileri yaş demek iken tekrarشسخ. Kelimesine yer verilmesinin nedeni ise
kelimenin Kadrü kıymeti olan, hatırlı ,saygın anlamına gelmesinden dolayı bu
yaşlı zatın toplum içinde hatırı sayılır salih bir kişi olduğunu gösterir. (Muhammed
Esed, Bayraktar Bayraklı)
Eğer babaları peygamber olsaydı suyun
başında yaşadıklarını yaşıyor olmazlardı. İçlerinden iman edenlerin onları
koruyup kollaması beklenirdi.
Kur'an bu kulun Nebi ya da Resul
olduğuna dair kesin bir ifade kullanmadığı için peygamber olduğunu
söylemek varsayıma dayanır. Ancak
Kur'an'da ismi geçmeyen bazı peygamberlerin de varlığına delil Mümin 78 .ayet
bulunmaktadır.
Bu yaşlı bilge'nin ahlaki ve sosyal duruşu
peygamber karakterine uygundur. Kızların terbiyesi, iffeti, Musa'yı himayesi,
sözleşmeye bağlılığı yüksek bir ahlaka sahip olduğunu gösterse de peygamberlik
delili sayılamaz. Peygamber ahlakına sahip salih ve bilge bir şahıs olabilir.
Bu durumda şöyle bir soru akla gelir. İlahi
göreve layık birinin, aynı yolu geçmiş birinin rehberliğinde hazırlanması daha
doğru olmaz mıydı?
Bir alimin eğitiminde olmakla bir peygamberin
eğitiminde olmak aynı şey olur mu?
Alimler peygamberlerin görevini ve
sorumluluğunu taşımaları noktasında peygamber varisleri gibi olmalıdır.
Peygamber efendimiz ( s.a.v ) : “israiloğulları'nın
peygamberleri ümmetimin alimleri gibidir.” buyurmuştur. Hadise göre alimler sadece
bilgi aktarmak değil hikmeti, yöntemi ,dengeyi öğreten peygamberi ahlak üzere
olup, toplumsal önderlik ve İnşa sorumluluğu taşımalıdır.
Allah bazen peygamberleri özel
süreçlerle eğitir. Bilge kul ile yolculuğu, Firavun'un sarayında eğitilmesi
gibi.
Medyen sürecinde Musa'nın salih bir zat
tarafından eğitilmesi bu zatın da peygamberlerin mirasını taşıyan bir alimin
rehberliğinde ilahi göreve hazırlanma terbiyesi de böyledir.
Fatır 28’ de: “Allah'tan en çok
haşyet duyan alimlerdir” buyruluyor. Zira alim olmak kuru bilgi değil, takva,
sorumluluk, tebliğ, ihlas ve hikmetle hareket etme meselesidir. Alimler ilmi
ile hakkı ortaya koymalı, halkın içinde adaleti temsil etmeli, duruşuyla ahlak
önderi olmalı ve yeri geldiğinde zulme karşı konuşmalıdır. Gerçek bir alim
dinin uygulayıcısı, insanlığa rol ve
model olmalıdır.
Medyen’in bu salih insanı bize şu mesajları
verir:
· Bir talebe nasıl yetiştirilir.
· Bir muhacire nasıl sahip çıkılır.
· Her şeyini yitirmiş bir insanın elinden nasıl tutulur, nasıl
moral verilir.
· Nasıl ahlaklı ,takvalı
evlatlar yetiştirilir.
Kasas Suresi.24
فَسَقٰى
لَهُمَا ثُمَّ تَوَلّٰى اِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ اِنّٖى لِمَا اَنْزَلْتَ اِلَیَّ مِنْ خَيْرٍ فَقٖيرٌ ﴿٢٤-٢٨﴾؛
28.24:
Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip, 'Rabbim!
Bana göndereceğin her hayra muhtacım' dedi.
Hz Musa
yapacağı yardımı yapmış ,işini bitirmiş bir teşekkür bile beklemeden durumunu
Allah'a arz etmek üzere gölgeye (Rabbinin merhametine) sığınmış ve şu duasını
yapmıştır:
ربّ إنىّ لما انزلت الي من خير فقير
“Rabbim bana
indireceğin her hayra muhtacım” şeklinde duasını anladığımızda Allah'tan bir
şey istemek için her zaman “o şeylerin fakiri” olmak lazım.
Oysa
Allah'tan bir şey istemek için” muhtaç olduğunu” bilmek yetmelidir. Ha Süleyman
tahtında ha Musa ağacın altında fark etmemelidir. Dünya kadar malı olabilir ama
içindeki yoksunluğu Süleyman da olsa ,Davut
da olsa bu durum içindeki yoksunluğu kaldırmaz. İnsan her şeyi elinde
olduğunu zannettiğinde de söylemelidir. Fakirlik dediğimiz şey elindekilerin
ortadan kalkması olmamalıdır. Yani Allah'a olan yoksunluk herkeste her daim var
olmalıdır.
Hz Musa'nın
duasını bu hikmetle düşündüğümüzde: “Rabbim, senin bana din hayırlarına dair
verdiğin şeyler sebebiyle ben dünya konusunda fakir düştüm” demek istemiştir.
Çünkü Hz. Musa Firavun'un yanındayken bolluk ve servet içinde idi. Mazlumlara
arka çıkmayı ,onların haklarını savunmayı dava edinip din ile dünyalık tebdil
edince fakir düştüğünü ifade eder. Bu
söylem dini uğruna olan girişimlerin neticesinde dünyalıkların fakiri olduğuna
olan şükranının söylemidir. Duasını bu şekilde tevil etmek Hz Musa'nın haline
daha uygundur.
Hz Musa'nın
durumu evrensel insanlığın durumudur aslında.
Ey insan her şeyini kaybetsen de her şeyin
sahibine yönelmeyi bil. Hiçbir şeyin olmasa da Allah var ve bu tefekkür ile
insana şunu fısıldar:
” dünya senden alınsa da Rabbin seni bırakmadıysa, aslında
hiçbir şeyin eksilmedi” demektir. bu idrak insana güç, huzur ve derin bir
sükunet kazandırır.
Taif dönüşü
efendimiz taşlanarak oradan sürülmüş olmasına rağmen dilindeki duası:” Rabbim
yaptıklarımdan hoşnut isen çektiklerime razıyım” demek olmuştur.
Peygamber
efendimiz büyük bir orduya sahip olarak Mekke’yi fethettiğinde Nasr suresinde
ona “Allah'ın yardımı ve fethi geldiğinde Allah'ı hamd ile tesbih et” diyerek
ona fakir olduğu hatırlatılıyordu. Neden? Bunlar senden değil, senin değil.
Kendini bil haddini bil sınırlarını bil çağrısıdır. Bu durum insana hangi
şartlarda olursa olsun Allah ile ilişkisinin yoksulluk yalnızlık ve acziyet
ilişkisi içinde olduğunu hatırlatmaktır.
Hz
Musa'nın hikayesi de bize beklentisiz iş
yapma cesaretinin yanında ezeli ve ebedi yoksul olarak kendimizi tanımayı ,
haddini, sınırlarını bilmeyi öğretir.
Kasas Suresi.25
فَجَاءَتْهُ اِحْدٰیهُمَا تَمْشٖى عَلَى اسْتِحْيَاءٍ
قَالَتْ اِنَّ اَبٖى يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ اَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَا فَلَمَّا جَاءَهُ
وَقَصَّ عَلَيْهِ الْقَصَصَ قَالَ لَا تَخَفْ نَجَوْتَ مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
﴿٢٥-٢٨﴾؛
28.25:
Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, 'Bizim için
koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor' dedi. Mûsâ,
onun (Şuʼaybʼın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuʼayb, 'Korkma, o zalim kavimden kurtuldun' dedi.
İki kadından biri haya üzere ona
geliyor. Kullanılanاستحياء fiili
istifal babında gelmesi kızın hayalı
olup hayalı kalmayı isteyerek gelmesini ifade eder. Haya denildiğinde sesin,
bakışın, yürüyüşün, giyimin ahlakını kasteder. Kişiliği üzerinden iletişim
kurmak üzere gelen bu yürüyüşte iffet, güven ve takva vardır.
Geliş sebebini kısa öz cümleleri ile ifade
ediyor:” bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni
çağırıyor.”
Kızı bu davetinden ailenin işçi
işveren arasında yapılan işin karşılıksız bırakılmaması, derhal ödenmesi
gerektiğine dair ahlak ilkesine riayet eden bir aile olduğu anlaşılıyor.
Hz Musa yabancı bir diyarda hem
kaçak hem aç ve yorgundur. “Olmaz
gelemem. ücrete gerek yok” demiyor.Dua etti ve Allah hemen birini göndererek
yardım elini uzattı. Bu davet yaptığı duanın karşılığıdır.
Baba
iki kızdan birini gönderiyor. Hangisini göndereceğini neye göre karar veriyor?
Kur’an bazen anlattıkları üzerinden anlatmadıklarını
düşünmemizi sağlar. Bu kıssadan da anlaşılıyor ki bu iki kız hayvanların
sulamaktan eve dönünce bunlardan birisi Musa'yı daha yakından gözlemlemiş,
karakterini analiz etmiş olmalı ki babasına olayı “ güçlü ve güvenilirdir. Onu
ücretli tut” şeklinde anlatır.
Baba kızıyla konuşmasından ondaki
duygusal yakınlığı sezmiş, bu gençteki ahlakı yakından tanımak isteği ile
kızına onu çağırması için bir fırsat daha vererek belki de böylece onu
tekrar gözlemlemesine izin vermiştir.
Kızının bu ilgisi babanın hikmetle
yönettiği bir sürece dönüşmüştür. Baba o yabancıyı tanımak ister.
Kimdir?
Nereden
geldi?
Güvenilir
mi? gibi sorularla koruyucu bir baba kimliği ile hareket ettiğini görüyoruz.
Musa gelip başından geçenleri anlatınca
ona “korkma O zalim kavimden kurtuldun” dedi. Zalimler kavmi ile kastedilen
yalnızca firavun değildir. firavun sistemini ayakta tutan tüm güçlerdir.
Musa'nın
anlattığı olay üzerinden kurtuluşunun;
onu öldürme girişimleri
Zorba
sistemin baskısı ve ahlaki kölelik
Medyen’e
kadar geçirdiği açlık, yalnızlık ,hicret yorgunluğu gibi tüm maddi unsurlar
olarak düşünülebilir.
Ayetin günümüze mesajları:
· Aile içinde
gençlerin fikirlerini duygularına kıymet verilmelidir.
· Çocuklarının
evliliklerinde meşru olan yollar kapatılmamalıdır.
· Zulmün
hakim olduğu yerden hicret etmek hem fiziksel hem ruhsal yönden gereklidir.
· Zulümden
kaçan birine ” artık güvendesin” diyen merhametli ensarlar olunmalıdır.
· Maddi ve
manevi ihtiyaç içinde olanlara iyilik yaparak destek verilmelidir.
Kasas
Suresi.26
قَالَتْ اِحْدٰیهُمَا يَا اَبَتِ اسْتَاْجِرْهُ اِنَّ خَيْرَ مَنِ اسْتَاْجَرْتَ الْقَوِىُّ الْاَمٖينُ ﴿٢٦-٢٨﴾؛
28.26:
Kızlardan biri, 'Babacığım, onu ücretle tut. Herhâlde ücretle tuttuklarının en
hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır' dedi.
Baba bu genç ile konuşurken kızın
söze karışarak “babacığım onu ücretle tut. Ücretle tuttuklarının en hayırlısı
güçlü ve güvenilir olan budur.” Şeklinde fikrini beyan etmesinden kızın bu gençten hoşlanmış olduğunu
düşündürtüyor.
Nasıl
bir baba kız modeli görüyoruz:
· Kızları ile
istişare eden .
· Kızlarına
güvenen
· Kızlarını
çok iyi yetiştiren
· Kızlarına
sorumluluk veren
· Kızlarının
hali ve hareketlerini söz ve imalarını çok iyi okuyabilen bir baba modelidir.
Kızlar
babaları ile nasıl bir iletişim içindeler:
· Babalarının
verdiği terbiyeyi çok iyi içselleştiren
· Babalarının
güvenini sarsacak en ufak bir girişimleri olmayan
(hayvanları
suladıkları gün işleri erken bitmiş olmasına rağmen hemen eve dönüp olayı
anlatmışlardır. Doldurmaları gereken vakti başka şekilde doldurup babalarından
gizleme yoluna da gidebilirlerdi.)
· Babalarının
verdiği sorumluluğu çok iyi yerine getiren
· Babaları
ile istişarede çok isabetli şeyler söyleyen
· Babaları
ile çok rahat ve sağlıklı iletişim kurabilen kızlardır.
Kasas
Suresi.27
قَالَ اِنّٖى اُرٖيدُ اَنْ اُنْكِحَكَ اِحْدَى ابْنَتَیَّ هَاتَيْنِ عَلٰى اَنْ تَاْجُرَنٖى ثَمَانِىَ حِجَجٍ فَاِنْ اَتْمَمْتَ عَشْرًا فَمِنْ عِنْدِكَ وَمَا اُرٖيدُ اَنْ اَشُقَّ عَلَيْكَ سَتَجِدُنٖى اِنْ شَاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّالِحٖينَ ﴿٢٧-٢٨﴾؛
28.27:
Şuʼayb, 'Ben, sekiz yıl bana
çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer
sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da
istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın' dedi.
Baba Musa'ya kızlardan birini teklif
ediyor.
“ikisinden birini” ifadesi ile işi
anlamamış boyutuna erdirerek kızın utanma, çekinme durumunu ortadan kaldırmak
istiyor.
Baba, kızını sıradan birine teklif
etmiyor. Musa'nın kıymetli biri olduğunu sezmişti. Kendisi insanlara iyilik
yapmayı, hayır hasenat yapmayı ,ücretsiz iş yapmanın ahlakını öğretiyor. Hz Musa'da
kendisinin ona öğretmediği güzel hasletleri görünce konuşmaya değer biri olarak
görüyor. Ondaki îsar ahlakı bir şifre idi. Baba ondaki bu şifreyi çözdü.
Babanın
bu davranışından şu mesajları çıkarabiliriz:
· Karşılıksız
iyilik yapan insanları kıymetlendirin.
· Salih bir
baba çocuklarının kiminle evlendiği ile ilgilenmesi gerekir.
· Evliliğe
uygun bir aday karşınıza çıktığında kızlarınızı teklif edin.
Hz Ömer
de Hafsa kızını önce Ebubekir'e teklif etmişti. Olumsuz cevap aldığında Hz Peygamber
onunla evlenmiştir.
Hz
Hatice de Peygamber efendimize evlilik teklifini 3.şahısla iletmiştir.
Bazı
toplumlarda abes karşılansa da İslam'ın ön gördüğü bir davranıştır.
Bu
evlilikle ilgili bir anlaşma yapılıyor.
“8 yıl
bana çalışmana karşılık kızlarımdan birini sana nikahlamak istiyorum ancak 10
yıla tamamlarsan O da senden olur.”
Baba
nikah için neden böyle bir süreyi şart koşuyor?
Ayette
yıl ifadesini neden سنة veya عام kelimeleri
ile ifade etmeyip حجج kelimesini
kullanmıştır?
Bu evlilik anlaşmasını mehire
dayandıranlar vardır. Oysa mehir erkeğin kadına vermesi gereken bir haktır.
Nisa 4 .ayette
“onlara mehirlerini gönül hoşluğu ile verin.”
Ayette
ise baba “bana çalışmana karşılık nikahlarım” diyor.
Bu anlaşmayı nikah sonrası yükümlülük ve güven ilişkisi kurma şeklinde
anlayabiliriz. Nikah bir sözleşmedir. İçini dolduran şey ahlak, sadakat ve
çabadır. Baba, kızının nikah yükümlülüğünü sadakatle yerine getirmesinin
ispatını istiyor. sorumluluğunu vereceği kişinin güvenilirliğini test etmek,
geçimini sağlayabileceğinden emin olmak istiyor.
Ayette حجج kelimesinin
kullanılmasına gelince;
Hıcec حجج. Kelimesi حج hac
kelimesinin türevidir. Amaçlıca yönelmek, delil getirmeye yönelik belirli
görevlerle geçen düzenli ve vakitli yıllardır.
Sene سنة zorluk ve kuraklık
yılları için kullanılır.
Amm عام ise
bereketli rahat yıllar için tercih edilir.
Bu durumda hıcec kelimesinin seçilmesi
zamanın doluluğunu, görevle geçmiş oluşunu tıpkı hacdaki olgunlaştıran terbiye
eden bir süreci ifade eder.
Bu
kelimenin kullanılması ile Hz Musa'nın çalışacağı bu yılların:
·
Boş yıllar olmadığı
·
Sorumlulukla, görevle ve hizmetle geçecek yıllar olduğu
·
Kişisel gelişim için sabır, emek ve eğitim gibi ciddi
süreçlerden geçerek dönüşeceği yıllar olması
Bu yılların Musa için süre doldurmak değil
eğitim ve sorumluluk alanında eğitileceği yıllar olması sebebiyle حجج kelimesinin
tercihi zarafet ve anlam derinliği katmaktadır. Tıpkı hacdaki eğitim, sabır,
meşakkat gibi süreçlerle kişinin dönüşümünün sağlanmasını ifade eden derinliğe
sahiptir. Yıl anlamını veren diğer kelimeleri kullansaydı bu 8-10 yılın
mahiyeti bu şekilde anlaşılamazdı.
Hıcec حجج kelimesinin
kullanılmasını şu şekilde açıklayanlar da olmuştur:
Kitab-ı mukaddes’in çıkış bölümünde Bu ailenin
sürüsünden bahseder. Geçimlerini hayvancılıkla sağlamaktadırlar. Her yıl Hac
döneminde bu hayvanlar kabe'ye ulaştırılıp kurban olarak satılıyor. Aldıkları
ücretle de diğer ihtiyaçları ve Musa'nın ücreti karşılanıyor. Bu yol uzun ve
tehlikeli olduğu için “hıcec” Hac yılları (meşakkatli, zorluk, sabır,
eğitim) kullanılmıştır.
Bu
anlaşmanın 8+2 olarak belirlenmesinde ne gibi mesajlar olabilir?
·
Olgunlaşma ve karakter inşası açısından gerekli olan asgari
eğitim süreci
·
Evlilikte güven inşası için önemli olan yıllar
·
Eğitimde uzmanlaşma yılları şeklinde düşünülebilir.
·
Süreyi 10 yıla tamamlamak karşı tarafın sadakat , samimiyet
ve faziletli davranışını gösterir.
İbni Abbas
kaynaklı bir bilgide peygamberler sözlerini en güzel biçimde tutarlar. Onun
için Musa'nın sözleşmeyi 10 yıla tamamlamış olması peygamber şanına yakışır
demiştir.
Baba
bu iki süreden istediğini seçmeyi Musa'ya bıraktığını şu cümle ile ifade
ediyor:
و ما أريد أن اشق عليك sana
meşakkat yüklemek istemiyorum.
Meşakkat
anlamını içeren شق kelimesini
kullanmasında derin incelikler vardır.
شق
yarılmak, bölünmek, külfet
çekmek anlamına gelmektedir.
Eğer اصعب kullansaydı “zorlamak istemem”
اتعب
kullansaydı “yormak istemem” şeklinde anlaşılacaktı ve babanın asıl
vermek istediği mesaj tam olarak yerini bulmayacaktı.
اشق kelimesini kullanarak:
·
Bu görevin zorluğuna tüketici ve yıpratıcı yönüne
·
Kastının asla eziyet , bıktırmak olmadığına
·
عليك edatını
kullanarak Musa’nın üzerine ağırlık vermek, ezmek istemediğini
·
Ücret ve süre konusunda da Musa'yı Özgür bırakarak
merhametli bir baba figürü çizdiğini anlayabiliriz.
Ayete
göre işçi ve işveren arasında bir anlaşmanın yapılmasında nelere dikkat
edilmelidir:
· Kolaylık
prensibinin gözetilmesi
· Merhametli
teklif usulü benimsemek
· Karşılıklı
gönüllülük esasına dayandırma
· İşçi
işveren arasında güven tesis etmek için işverenin ücretini derhal ödemesi
çalışanın da sorumluluğunu layıkıyla yerine getirmesi
Hz Musa'nın peygamberlik öncesinde bu süreyi Medyende
çobanlıkla geçirmesinin ona kazandırdıkları:
· Mısır'daki saray hayatından sonra kırsal
halkla birlikte yaşayarak toplumsal sınıflar arasındaki farkı deneyimlemesi tebliğ
ederken her kitleye nasıl hitap edeceğini tecrübe edinmiştir.
· Sarayda
büyüyen birinin çobanlığa razı olarak nefsini kırması tevazunun gelişmesine
katkı sağlamıştır.
· Tabiatla iç
içe yaşaması tefekkür yapabilme imkanını sağladı.
· Çobanlık
yaparak yalnızlıkla baş etmeyi, hayvanlarla ilgilenmeyi onları gütmeyi
öğrenmiştir.
· Zorlu doğa
şartlarında sabır ve öfke kontrolünü öğrenmiştir.
· Liderlik
gibi özelliklerini geliştirmesi açısından hazırlık süreci olmuştur.
· Başkasının malına zarar vermeden koruma
bilincini kazanmıştır.
· Sorumluluk
üstlenerek kendi el emeği ile geçinmenin disiplinini kazanmıştır.
· İdeal baba,
aile reisi olma modelini öğrenmiştir.
Peygamber
efendimiz de risaletten önce uzlet, ticaret ve sabırla olgunlaşmıştır.
Bir
bireyin ahlaki ve manevi olgunluk kazanması için zaman, emek ve deneyim
kazanması gerekir.
Hz Musa'nın nikahlanması belirlenen süreyi doldurduktan sonra mı,
doldurmadan önce mi olduğunu kur'an'dan öğrenebiliyor muyuz?
Bununla ilgili net bir ifade yoktur. Eğer 8
yıl bekledikten sonra nikahlanmışlarsa büyük bir iffet örneği eğer evlendikten
sonra süreyi doldurmuşsa Bu da Musa'nın ne kadar vefalı, sebatkar ve güvenilir
olduğunu gösterir.
Hz Musa hangi süreyi doldurdu bilmiyoruz
ancak Kasas 29'da Medyen’den çıkarken ehli ile yola çıktığı ve ehli olarak
ifade edilen şahısların en az 3 kişi olduğunu anlayabiliyoruz. Musa ısınmaları için gördüğü ateşe doğru giderken ehline
“ امكثوا bekleyin “ şeklinde çoğul ifade kullanmıştır.
Ayette Ehil dediği kimseler Medyen halkından kimseler de olabilir. Eğer kendi
ailesi ise bu durumda ailesinin eşi ve en az iki çocuk 3 kişi olduklarını
anlamış oluruz.
Bu tespit de Hz Musa'nın nikahlandıktan sonra
süreyi tamamladığına işaret eder.
Kasas Suresi.29
فَلَمَّا
قَضٰى مُوسَى الْاَجَلَ وَسَارَ بِاَهْلِهٖ اٰنَسَ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ نَارًا قَالَ
لِاَهْلِهِ امْكُثُوا اِنّٖى اٰنَسْتُ نَارًا لَعَلّٖى اٰتٖيكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ
اَوْ جَذْوَةٍ مِنَ النَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ ﴿٢٩-٢٨﴾؛
28.29:
Mûsâ, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş
ve ailesine, 'Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım
oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm' dedi.
Kızların
babası : “Beni salihlerden bulacaksın” sözü ile
şu teminatları vermiş oluyor:
· Verdiği
sözde duracağını
· Güvenilir
olduğunu
· Yaptığı
muamelenin salihce olduğu
Kasas
Suresi.28
قَالَ ذٰلِكَ بَيْنٖى وَبَيْنَكَ اَيَّمَا
الْاَجَلَيْنِ قَضَيْتُ فَلَا عُدْوَانَ عَلَیَّ وَاللّٰهُ عَلٰى مَا نَقُولُ وَكٖيلٌ
﴿٢٨-٢٨﴾؛
28.28:
Mûsâ, şöyle dedi: 'Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini
tamamlarsam bana bir husûmet yok. Allah, söylediklerimize vekildir.'
. Antlaşma ikisi arasında yapılmasına
rağmen Allah'ı vekil edinmenin gerekçesi nedir?
Vekil başkasının
işlerinden sorumlu olan, işlerini idare eden, sonucu kontrol eden kimsedir.
Allah'ın vekil kılınması yapılan sözleşmelerde sadece taraflar değil Allah'ın
da tanıklığı söz konusudur. Vekil olarak Allah hem gözetir hem hesap sorar.
Olası bir haksızlıkta veya verilen sözün bozulmasında Allah'ın her şeye güç
getiren ve sonuçları yöneten olduğunu vurgulayarak yapılan anlaşmanın önemi ve
ciddiyeti ile üstlenilen sorumluluğun ağırlığı hatırlatılır.
“saraydan çobanlığa” başlıklı
yazımızda konumuzla ilgili ayetleri eksene aldığımızda insani ilişkilerin
yansımaları noktasında bize pek çok mesajlar verir:
1.
İki kız kardeş ilişkisi:
Kız
kardeş insan için hem nimettir hem imtihandır. Ayetlerden iki kız kardeş
arasında bir imtihan durumunu da okuyabiliyoruz. Ayette bu kızlar için إمرأة kelimesi kullanılmıştır.
امرأة genç kız olma yaşını geçip yaşı ilerlemiş
kadınlar
için kullanılan bir kelimedir.
Arapçada
kadın yaşlarına göre şu isimleri almaktadır:
رضيعة. (0-2 yaş)
طفلة.
(2-6 yaş )
صبية. (7-12 yaş )
فتاة. (13-20 yaş )
شابة. (20-30 yaş )
إمرأة. (30 üzeri yaş )
Kızlar bu yaşına kadar ya taliplileri çıkmamış
ya da evlenebilecekleri uygun birini bulamamışlar . Bilemiyoruz
Şehre yabancı biri geliyor ve kızlardan biri
bu gençle evleniyor. Bu evlilik evlenen kız
için kardeşini hasede düşürmeme imtihanı vardır. Bazen hasede düşürmek için
insan kendisi zemin hazırlar. Mesela kişi sosyal medyadan sahip olduğu
imkanlarını paylaşıyor. Bu ikramlara mazhar olmayanlar ister istemez hased
edebilir. Onu hasede düşüren kimseler bundan mesuldür.
Evlenmeyen kız kardeş için de
imtihandır. Evlenen kız kardeşine karşı haset etmeme imtihanı vardır. Daha
sonra evlendi mi bilemiyoruz evlenmediğini düşünürsek eğer şartlarını
kabullenip, rıza gösterecek ve imtihanı kazanacak. 2) Kadın -toplum
ilişkisi:
Çalışmamızın başında bedevi
toplumun bozuk ahlak ve karakterlerine değinmiştik. Böyle bir toplumda çalışmak
zorunda olan kadın sosyal hayatın içinde nasıl yer alması gerekir?
Sosyal hayatın içinde ama iffetli,
vakarlı, izzetli bir duruşla var olmayı öğretiyorlar. Kızlar bu işi kaç senedir
yapıyor bilmiyoruz ama hiç gevşeklik göstermemiş iki afife kadın görüyoruz. Hayattan
çekilerek hayatı islamlaştırmak değil, hayatın içinde var olarak İslam'ın
yaşanabilirliğinin örnekleridir.
Medyen’in kızlarını örnek
aldığımızda bir işte kaç yıl çalışıyor olursak olalım ilk günkü hassasiyeti
sonuna kadar korurduk.
Yeni mezun olmuş bir genç kız düşünelim. İşe ilk başladığında hayali kişiliği ile
toplumda yer alıyor. Hayali olmak bir tesettürdür. Konuşmanın, yürümenin,
sesin, giyimin tesettürü vardır. Bunların hepsi hayadandır. İlk zamanlar
bunların hepsini dikkat ediyor. Aradan zaman geçtikçe toplumda içli dışlı oluyor.
böylece ülfet gafleti getiriyor. yakınlaşma arttıkça gaflet artıyor. gaflet
arttıkça hatalar çoğalıyor.
Medyenin kızlarının hayası toplumun
içinde yer aldıkları ilk günden son güne kadar aynı tutum ve bilinçle devam etmiştir.
3)Kadın
erkek ilişkisinin sorumluluk ve sınırlarını :
· Gereksiz konuşma ve tavırlara girmek yok
· Gereksiz
yakınlaşma yok
· Gereksiz
detaylara girmek yok
· Gereksiz
tavır ve davranışlarında ima yok.
4)
İdeal baba kız modelini:
İdeal baba kız modelinde,
Evlat nasıl yetiştirilir?.
nasıl
eğitilir?
Topluma
nasıl kazandırılır? Çalışmamızın içinde detaylı olarak ele aldık..
Allah en doğrusunu bilendir.