SANDIKTAN SARAYA YAŞANANLAR
Bu bölümde baskının, işkencenin en
şiddetlisini yaşatan firavunların erkek çocuklarını öldürtüp, kız çocuklarını
bıraktıkları m.ö 1500'lü yıllarda ideal bir anne, ideal bir ablanın nasıl feda
ederek kazandıklarının hikayesini okuyacağız. Hz Musa'nın annesi ve ablası
kasas 7-13 ile Taha 38- 40 arası ayetlerde anlatılmaktadir.
Bu aziz kitap 10 ayette anneliğin
kodlarını bizlere öğretiyor. Baktığımızda Musa'nın annesi ve ablasının rolleri
çok az. Sahneye giriyor ve çıkıyorlar ama öyle bir rol ki bitmez tükenmez bir
hayat serüveni ve ahlak dersi bize sunuyorlar. ve örneklikleri nice kitapların
konusu olacaktır.
Hz Musa’nın peygamberlik yolunda
Allah’ın yardımlarını bebekliğinden itibaren görüyoruz. Allah'ın bu yardımları
ilahi kaderin planı mıydı yoksa annenin etkisi var mıdır?
Konuyu anlatmaya
başlamadan önce bu soruya cevap bulmaya çalışalım. Musa'nın annesi, zorba ve
baskıcı bir sistemin içinde bir devrim başlatıyor. Korkularına rağmen aktif bir
direniş gösteriyor. Onun çocuk doğurması firavun sistemine karşı bir
başkaldırıdır. Sistemin dayattığı korkuya teslim olmadı.Onun bu takdire şayan
davranışı ilahi destek ile
şekillenmiştir. Ancak Musa'nın kaderinin şekillenmesinde anne bilinçli
bir öznedir. Teslimiyeti ve cesareti ile oğlunu kaybetme korkusunu aşmış,
firavun sarayına bile güvenerek onu teslim etmiştir. Bu Tavır ilahi plana katkı
sunan bir ahlaki tutum ve ilahi yardımın kapısını açan bir anahtardır. Şu
ayette cenabı Allah takvalı davranıslarin ödullendirileceğine işaret eder.
Talak 2:..... Kim
takvalı davranış gösterirse Allah ona bir çıkış yaratır.
Musa'nın annesi, ablası ve çocukluğunun
geçtiği evi kasas 7 13 ayetleri arasında ayrıntılı bir şekilde ele alalım: Kasas Suresi.7
وَاوَْحَيْنَا اِلٰى ا مُِِّ
مُوسٰى انَِّْ ارَْضِعٖيهِِّ فَاِذَا خِفْتِِّ عَلَيْهِِّ فَالَْقٖيهِِّ فىِ الْي مَِِّ وَلَِّ
تخََافٖى وَلَِّ تحَْزَنٖى اِنَّا رَادُّوهُِّ اِليَْكِِّ وَجَاعِلُوهُ مِنَِّ
الْمُرْسَلٖينَِّ ﴿٧-٢٨﴾؛ِّ
28.7: Mûsâʼnın annesine, 'Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman
onu denize (Nilʼe) bırak, korkma, üzülme.
Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız' diye ilham
ettik. (Diyanet Meali)
Hz Musa'nın annesine vahyedilmesi hem
kasas 7'de hem Taha 38'de geçmektedir. Bu vahiy peygamberlere verilen vahiy
gibi midir?
Yahudi kaynakları Tanah, Tevrat ve Talmutta Hz
Musa'nın annesi, hz Meryem, hz Sâre validemiz Cebrail ile konuşmuş olmaları
sebebiyle peygamber kabul edilmektedirler.
Ancak İslam'da bu konu
ile ilgili
Enbiya Suresi.7:
21.7: Senden önce de
ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer
bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. (Diyanet Meali) Ayetine göre kadınlardan peygamber olmadığı
anlaşılmaktadır.
O halde Kur'an'da vahiy kelimesi
her zaman peygamberlik anlamı ifade etmez. Rabb'inin bal arısına vahyi
yaratılış amacına göre hareket etmesi ile yaratılmasıdır.
Nahl Suresi.68:
16.68: Rabbin, bal
arısına şöyle ilham etti: 'Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları
çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.' (Diyanet Meali)
Musa'nın annesine vahyi de kalbine
ilham etmek şeklinde içine düştüğü durumdan kurtulmaya yönelik en uygun fikrin
kalbine düşmesi ve kesin kararla hareket etmesidir.
Bu durumda peygamberlere gelen vahiyler
toplumu bağlayıcıdır ; fertlere gelen vahiyler ise kişiseldir.
Kasas 7 ve Taha 39'da ummi musa'ya (Musa'nın
annesi) verilen beş emir ile anneliğin kodlarını bizlere veriyor: emzir, bırak,
korkma, üzülme ve takip et.
Emzirmek:
Emzirme sadece karın doyurma
ameliyesi değildir. Şefkatle temas, ahlaki ve psikolojik aktarımdır.
Emziren annenin ruh hali, inancı, karakteri çocuğun gelişimine katkı
sağlar. Bu yüzden İslam alimleri süt annenin yaşam tarzının, inanç
temizliğinin, ahlakının önemine dikkat çekerler.
Emzirme sırasında oksitosin hormonu
salgılanır ve bu hormon bebekte hem annede güven duygusu, bağ kurma, sakinlik
ve şefkat gelişimini sağlar.
Annenin duygu durumu, ses tonu,
bakışları, dokunuşu bebeğe yansır. Bu da çocuğun kişilik gelişimini, duygusal
zekasını ve davranış kalıplarını şekillendirir.
Emzirme sırasında annenin bedensel
yakınlığı, konuşmaları, dokunuşları aracılığıyla tüm değerlerini, sevgi, güven,
sabır bebeğe kodlanır.
Annenin manevi hali çocuğa bir
bilinçaltı atmosferi gibi işler.
Musa'yı annesi doğur doğurmaz bir kez
emzirip mi suya bırakıyor veya ne kadar bir zaman onu muhafaza etmiş
bilemiyoruz. Belki de bir kez emzirmiş ve böylece bir duygusal bağ, fıtri
bağlantı, dokunuşu, kokusu, sesi, kalp atışlarıyla, ruhsal ve duygusal açıdan
güvenli bir liman oluşturmuştu Musa üzerinde.
Başka bir süt
anne bu bağa sahip olamadığı için onlardan süt emme konusunda içsel bir ret
gelişmiştir. Bu durum Musa'nın iç dünyasında “ait olduğu yerin” özlemini
arayışa dönüşmüştür.
Bu Emir de anne şefkatinin ve görevinin
yerine getirilmesi var. Sen üzerine düşeni yap anne olarak sorumluluğunu yerine
getir yani tedbirini al sonrası Allah'a aittir.
Bırakmak:
Taha Suresi.39
Taha Suresi.39:
20.39: 'Onu (bebek
Mûsâʼyı) sandığın içine koy ve denize (Nilʼe) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem
de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve
gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.' (Diyanet
Meali)
Bir annenin en doğal dürtüsü çocuğunu
korumak ve bağrına basmaktır. Annenin en temel duygularından imtihanı geliyor.
Korkusuna rağmen teslim olan bir anne. O yüzden Kur'an'da iman edenlere cennet
ehli olanlara kullandığı bir ifade ile ummî musa'ya hitap var: korkma, üzülme
ifadesiyle teskin ediyor. Biz onu sana geri vereceğiz vâdi annede yeni bir
sabır ufku açıyor. Artık çocuğunu kaybeden değil, Allah'a emanet eden biri
olarak, güven duyarak teselli oluyor.
Taha
39'da bebek Musa'nın sandığa koy dediği kelime تابوت kelimesidir. Tabut
normalde hayatla ölüm arasında bir araçtır. Bu kelimenin kullanılması bir anne
için çocuğunu tabuta koymasının ölüme benzetilmesidir. Annenin duygusunu
yansıtmak için kullanılması muhtemeldir. Olayı bütün olarak baktığımızda bu
tabut musa'yı hayata ve kurtuluşa taşımıştır.
فقذفيه في التابوت فاقذفيه في الي م ِ:Taha 39'da
“onu tabuta koy ve onu
suya bırak”
Tabuta ve suya koy anlamındaki kullanılan kelime
قذف
فاذا خفت عليه فالقيه في الي
مِ Kasası 7'de:
“korktuğun zaman onu
suya bırak”
Bu ayette ise suya bırak
anlamında kullanılan kelimeالقى Bu iki kelime
arasındaki fark nedir?
Kazafe قذف kelimesi hızlı, şiddetli
biraz sert bir şekilde” kurtulmak istercesine” geri dönüşü olmayan etki bırakan
bir uzaklaştırmadır.
Ayette kelimenin iki kez gelmesinde
annenin tereddütüne vurgu vardır. Bu ifade ile beraber cenab-ı Allah anneye
kendi koruyuculuğunun devrede olduğunu mutlak kontrol sahibi olduğunu ifade
edercesine tereddüt etmeden, gecikmeden hızlı bir şekilde bırakmasını ifade
eder. Bu
kelime acil eylem planında annenin davranışına yön vermektedir.Çünkü annenin kalbi çok hassas bir halde, normalde bir anne bebeğini
suya bırakmaya cesaret edemez. ancak acil durumda ani ve güçlü bir hareketi
vurgular. Firavunun askerleri kapıya dayanmış, anne korku içinde tam o anın
psikolojisi anlatılıyor. Anneye” hiç vakit kaybetme, tereddütsüz at”. Emri ile
annenin iç dünyasını teskin edici bir yaklaşımdır.
Kazefenin tabut ile kullanılması
annenin acil bir durumda çocuğunu tabuta koyma, ondan kopuşunun psikolojisini
yansıtan bir kullanımdır.
Kasas 7'de elga القى kullanılminda tabut
gecmemektedir. القى kelimesi de atmaktır ancak karşılaşmak karşı
karşıya gelmek üzere bir atmayı ifade eder. Yumuşak, bilinçli ve sakin
bırakmadır. Annenin uzun vadede yapacağı durum anlatılıyor. “Korktuğun zaman
suya bırak”. Yani bunun zamanını belirleyecek olan annedir.القى Tehlike söz konusu oluncaya kadar onu emzirmesini ve tehlike söz konusu
olduğunda ise onu suya birakarak nasıl
tedbir alacağını gösteriyor.
Taha 39 ayette” gözetiminde şekillenmen
için böyle yaptık”buyurulmaktadır. Ve kullanılan kelime صنع yapmak, imal etmek
,şekil vermek ,özel şekilde yetiştirmek anlamındadır. Bu kelimenin kullanılması
ile Hz Musa'nın ilahi bir eğitim ve terbiyeden geçtiğini, sıradan değil misyon
odaklı eğitimle yetiştirildiğini ifade etmektedir.
Taha suresi ile kasas suresindeki
Hz Musa'nın kıssasını karşılaştırdığımızda Taha suresinde Allah'ın kudreti,
koruyuculuğu ve planlayıcılığı ile kamera adeta Musa'nın hayatına müdahale eden
ilahi iradeye odaklanmıştır. Kasas suresi'nde ise Musa'nın annesi merkezdedir
kamera onun psikolojisine, kararlarına ve içinde bulunduğu zor şartlardaki
direncine odaklanmıştır.
Kasas 7 ayetin bize pek çok mesajı vardır:
•
Allah en çaresiz
anlarda bile kullarını yalnız bırakmaz
•
Allah'ın yasalarına
göre davranan muhakkak onun yardımına mazhar olur.
•
Allah'a emanet eden
korkmamalı ve Allah'ın vaadinden şüphe duymamalıdır.
Sosyolojik açıdan değerlendirdiğimizde
Firavun'un zulmü altında yaşayan halkın baskıya karşı stratejik yollar
geliştirdiğini ve Firavun’i sistemde kadının aktif rolünü
görüyoruz. Musa'nın annesi, kız kardeşi ve Asiye erkek egemen bir toplumda
kritik roller üstlenirler. Bu durum kadınların kriz anlarında insiyatif
alabileceklerini ve dönüştürücü güç olabileceklerini gösterir.
Sandığa koy ve bırak
emri günümüze ne mesaj verir?
Çocuğunu cam
fanusta yetiştirmek olmaz.Sosyal hayatın içine bırakacaksın, iş hayatına
bırakacaksın, evlenecek bırakacaksın. Zamanı gelince bırakacaksın. Annelik
bırakarak tutmaktır çocuğu. Özgürleştirerek sahip olmak; risklerle,
deneyimlerle büyümesine izin vermektir.
Korkma:
Havf خوف gelecek korkusudur . Ya
boğulursa, ya başına bir şey gelirse endişesidir. Korku yasaklanmıyor.
Yatıştırma, teskin ve teselli etme vardır. Sanki şunu söylüyor: korku ve hüzün
hissetmen normal ama onları benim koruyuculuğum ile dengele. Allah insanın
doğrularını yok saymaz, onları imanın eğitim alanı haline getirir. Musa'nın
annesi, firavunun zorbalığı altında her annenin hissedeceği korkuyu yaşar ama
Allah o duyguyu imanın eyleme dönüştüğü noktaya taşır. Korkun seni durdurmasın
korkuna rağmen bana güven demektir.
Çocuklarınızı bıraktığınız
ortamlardan dolayı korkularınızın esiri olmayın. Bir annenin evladı için
korkmaması mümkün değil. Burada kastedilen korkunun esiri olmamak. Gerekeni
yaptığın ve mecbursun bırakmaya Allah'a güven ve bırak. Hep korumaya çalışırsan
sakınan göze çöp batar sözü gereği en büyük imtihanın gelir evladın olur.
İnsanın imtihanı zayıf yerlerinden gelir.
Üzülme:
حزن geçmişe dair
yaşanılanları geri getirememenin iç sıkıntısıdır. Musa'nın annesinin “ Onu bir
daha göremeyeceğim keşke bırakmasaydım” duygusu gibi. Üzülmekten kasıt esiri
olmamaktır. Yoksa üzülmemek mümkün değil. Eğer üzüntünün esiri olursan
gereğinden fazla korumaya başlarsın .Gereğinden fazla korursan yıpranırsın,
evladını da yıpratırsın .
Kur'an'ın bize öğrettiği şey sınırlarımızı
bilmektir.
Takip et:
Anne kızına takip ettiriyor. Çünkü annenin
takip etmesi duygu kontrolü sağlayamaması sebebiyledir. O halde kontrol
edemediğin duygu da kendini uzaklaştır mesajı vardır. Sen takip etme başkasına
takip ettir. Bu stratejik bir davranıştır. Onu takip edecek olan sağduyulu,
işini bilen, onu zarardan koruyabilen, ona fayda sağlayacak şeylerin bilincinde
olan ve onu hayata kazandırabilecek stratejileri geliştirebilecek yeterlilikte
olan biri olmalıdır.
Bu beş Emir de duygu
regülasyonu-duyguları kontrol etmek vardır. Bastırmak değil ne zaman nasıl
kontrol altında tutabilmeyi öğretiyor.
Kasas 8:
28.8: Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak
olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri
hata yapıyorlardı. (Diyanet Meali)
Hz Musa'yı âli Firavun ( askerleri ve
Haman) alıyor.Bunlar saray erkânıdır . التقطه farkında olmadan almak,
yerde bulup almak anlamı taşır. Bu fiil aynı zamanda alınan şeyin önemsenmeden,
küçük görülerek edinilmesini ima eder. Musa bebek firavun için o an sadece bir
çocuk, bir nesne bir oyuncak gibidir. ama firavunun sonunu getirecek ilahi
planın bir parçasıdır. Firavun'un ailesi Musa'yı tanıyarak değil gelişigüzel
farkında olmadan aldıkları anlaşılıyor.
Taha 39 ayette aşırı bir sevimli çocuk olduğu geçmektedir. Bu sevimli bir
buluntu gibi görünse de onların felaketlerini başlangıcı idi. Firavun en çok
sakındığı yerden vurulacak. Sonlarını getirecek şahsı saraylarında
yetiştirecekler.
Bu kelime التقط Yusuf suresi 10 ayette
de geçer:” Yusuf'u ticaret malı olarak kuyudan çıkarıp aldılar...” burada da
Yusuf'u bulan kervan, onu ticari kazanç için rastgele bulmuş gibi alırlar ama
Yusuf'un kaderini başlatmış olurlar.
Her iki ayette de ortak anlam insanlar
kendince bir plana göre hareket eder ama Allah'ın planı yürürlükte ve bambaşka
boyutta tecelli eder. Güvenliğin üst düzey olduğu bir saraya onu ancak Allah
yerleştirebilirdi. Kasas Suresi.9
وَقَال تَِِ امْرَا تَِِف رْعَوْنَِِ ق رَّ تِِ عَيْ
نِِ لٖىِ وَلَكَِِ لَِِ تقَْت ل و هِِ عَسٰىِ انَِِْ يَنْفَعنََاِ اوَِِْ نتَ
خَّذَ هِِ وَلدًَاِ وَه مِِْ لَِِ يَشْ ع رونَِِ ﴿٩-٢٨﴾؛ِ
28.9: Firavunʼun karısı şöyle dedi: 'Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)!
Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.'
Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. (Diyanet Meali)
Sandığı bulan Firavun'un adamları saraya
getirdiklerinde buna sahip çıkan evlat edinmeyi teklif edenin firavunun hanımı
olduğunu görüyoruz. Firavun'un hanımı çocuğu göz aydınlığı olsun diye evlat
edinmek istiyorlar. Onların elinde büyüyecek ama onların istediği bir çocuk
olmayacaktır.
Tevrat kaynaklarında çocuğu bulanın Firavun'un kız kardeşi olduğu
geçmektedir.
Kasas 3.ayette” Firavun'un ve Musa'nın
haberlerini sana hak olarak anlatacağız”diyor. Demek ki hak olmayan, gerçeği
yansıtmayan anlatımlar mevcut. Doğru ve yanlışı ayırabilmek için Allah'ın
kelamına kulak vermenin önemini anlıyoruz .
Bu çocuğun
israiloğullarından olduğunu anlıyorlar ki Firavun'un karısı :” onu öldürmeyin”
diyor. Renginden, gözünden, görüntüsünden ve hatta nehre bırakılmasından da
İsrail oğullarına ait olduğunu elbette anladılar.
Buna rağmen nasıl bizim için göz aydınlığı olsun diyebildi? Ne
bekliyorlardı?
Bir çocuk
ne olursa olsun, kim olursa olsun onu kim eğitirse, hangi çevrede yetişirse
kendi gelenek ve inançlarınıza göre yetiştirirseniz o sizden biri olur
düşüncesi ile hareket etmek istediler.
Mesela Osmanlı'da devşirme sistemi
vardı. Başka bir etnik kökene sahip çocuklar alınır büyütülürdü ve o çocuk
kendi milletine karşı senin askerin olarak yetişirdi. Kendi kavmine karşı seni
savunmak için savaşırdı.
Firavun'un karısının teklif ettiği
muhtemelen böyle bir şeydi. Kıpti inancına göre yetiştirirsek bizim adamımız
olur mantığı ile hareket etmek istedi. Kendileri için göz aydınlığı olması için
dua etti. Belli ki çocukları yok ve firavun da kendinden sonrası mal varlığı,
iktidarı kime bırakacak endişesi içindeydi.
Göz aydınlığı için büyütülmek istenen
çocuk zorunlu olarak düşmanın eğitimine terk etmek durumunda kalmışlardır. Dua
ile kucağına alıyorsun ve sana düşman olarak büyütülüyor. eline verdiğin
adamların için Sevinç vesilesi oluyor da senin hüzün sebebin oluyor. Bize
faydası olur düşündün. Zeki ise zekası bize hizmet eder, yetenekli ise yeteneği
hizmet eder ve böylece bizim adamımız olur düşündün. Sarayda istedikleri gibi
şekillendirecekler ve onların fiili olduğu, bir komutan veya devlet yetkilisi
olacaktı.
Ayetin bize sunduğu mesajlar:
•
Allah birini korumak
istediği zaman, birilerini ona muhafız kılar (meryem'e zekeriya'yı, Taif dönüşü
efendimize miyim bin atiyyi muhafız kildiği gibi)
•
Bir şey istenirken
karşı tarafı ikna edecek sözler kullanılmalı (belki bize yardımı dokunur ve
böylece bizim için göz aydınlığı olur.)
•
Bütün planların
üzerinde bir plan vardır gerçeğini hatırlatıyor.
•
Firavun'un karısının
duruşunda, diktatörlük ortamında bile vicdanlı bireyler çıkabileceğini
gösterir.
•
Firavun gibi totaliter
bir rejimde bile insanlar bilinçli hareket ederek baskıyı aşabilecek yollar
bulabilirler. Kasas Suresi.10
28.10: Mûsâʼnın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze)
inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
(Diyanet Meali)
Bu ayet
olumlu ve olumsuz anlamda yorumlanmıştır.
Olumlu=korkma,
hüzünlenme ilahi emri ile kalbi o kadar rahatladı ki kalbinde hiçbir tasa
olmaksın sabahladı.
Olumsuz=çocuk gidince
artık çocuğundan başka bir şey düşünmez oldu. Tek derdi ,tasası bu oldu.
Eğer inananlardan olması için
kalbini pekiştirmeseydik neredeyse açığa vuracaktı?
Ya üzüntüsünden bu
benim çocuğum diyecekti veya sevinç nidasıyla açığa vurabilirdi. Allah onu
korumasaydı duygularını frenleyemezdi. İnancını Allah'ın koruması ne demektir?
Allah'a olan imanı,
inancı ile yaşadıklarının üstesinden geldi. O gün yaşayanların çoğu müminlik
çizgisinin dışında olsalar da Musa'nın annesi mümin bir kadındı. Demek ki zamana, zemine, coğrafyaya fatura etmemek lazım. Tek başına
bile olsan mümin olmanın yolunu öğretiyor bize.
Herkesin firavundan korktuğu, firavunun
askerinden korktuğu bir coğrafyada o bunlardan korkmadı. Muvahhit olarak sadece Allah’tan korkan bir
kadındı. Firavun gibi bir despotun egemenliğinde yaşarken Allah'a teslim
olması, Allah'ı tek otorite bilmesi onun tevhid bilincinde olduğunu gösterir.
Firavun israiloğulları'nın doğan erkek
çocuklarını öldürüyor, insanlar çoğalmıyor,bir yıl öldürüyor bir yıl sağ
bırakıyordu. Bir bir kadın ki çocuk öldürülen bir ortamda çocuk doğuruyorsa mücahide olduğu içindir. Zalim bir sistemin
içinde doğurması, korumak için çabası cihattır. Bu çocuğu nasıl olsa
öldürecekler diye teslim olmuyor, tedbir alıyor mücadele ediyor. 9 ay onu
gizleyerek tedbir alıyor. Onu yetiştirmeye ahd etti. Bugünün dünyasına çocuk
doğurmam diyenlere duyurulur. Kolayı seçiyoruz. Dava adamı zora talip olmaktır.
Doğumunu gizlice gerçekleştirmiş ve onu
belli bir süreye kadar koruyabilmiştir. böyle bir ortamda 3 çocuk yetiştirmesi,
siyasi tehdit altında korkuya rağmen hayata umutla tutunması, evladını nehre
bırakıp aklın ve kalbin zorlandığı bir yerde Allah'a güvenmesi aktif, bilinçli
imanla beslenen bir duruştur. Tedbir üretip tevekkül etmiştir.
Tüm süreci musa'ya duyduğu yoğun
sevgi ve şefkat içinde yapmıştır. Ayetler annenin şefkatli yüreğini açıkça
ortaya koyuyor. Yaşadığı olaylar onun için bir imtihandı ve buna teslim
olmuştu. İmtihanın bilincinde olan süreci ona göre yönetir. Bu sürecin içinde
sabır var, acı, keder, çaresizlik ve teslimiyet.....
Kasas Suresi.11
28.11: Annesi, Mûsâʼnın kız kardeşine, 'Onu takip et'
dedi. O da Mûsâʼyı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. (Diyanet Meali)
Olayları
soğukkanlılıkla planlayabilen, çözüm üretebilen bir anne görüyoruz.
Ayet neden “kızına dedi” değil de
“Musa'nın kız kardeşine diyor” şeklindedir?
Abla vurgusunun olması, abla olmanın
davranışını merkeze alır. Zaten kasas suresinde olayın kahramanlarının
davranışları ön plandadır. Ayette olayın seyrini değiştirecek olan kişi
abla’dır. Abla olmanın sorumluluğunu anlatır ayet. Bazen annenin önünde
olmaktır. Annenin ulaşamadığı yerlere ulaşmak, annenin dokunamadığı yüreklere
dokunmaktır. O yüzden bu ayette kamera ablanın üzerinde. Abla olmanın önemini
ifade etmek için.
Anne nil'in sularına bırakıyor Musa'yı
ve kızına “takip et” diyor. Kızda itiraz yok. Bugünkü çocuklar annene dersi
onunla zıtlaşıyor. Musa'nın ablasında eşsiz bir teslimiyet görüyoruz.
Nazlanmıyor, tembellik yapmıyor, bahaneler üretmiyor, ben yapamam demiyor ve
korkmuyor da.
İkisi de âna mahkum olmadılar. Anda
kalsaydı ümmi Musa üretemezdi, işin içinden çıkamazdı. Geleceğe ait Umut
yaşamasaydı çırpınamazdı. Travma anında anne ve abla soğukkanlı hareket ederek
problem çözme odaklı davrandılar.
Her tarafta
ajanlar olmasına rağmen bir kız çocuğu kimselere hissettirmeden bunu başaracak.
Her taraftan gözcüler olacak, kuş uçurmuyorlar. Ne büyük bir sorumluluk ve
cesaret örneği.
Bazı rivayetlerde bu kızın sarayda
çalışan olduğu söyleniyor. Dolayısıyla olayları görüyor ve onu tanıdıkları için
de mesajına karşilik verilmiştir. Saray çalışanı için yaşı uygun mu bilemiyoruz
bunlar sadece tahminden ibaret. Nasıl takip ettiğini bilmiyoruz ancak
sezdirmeden, çaktırmadan, zekice hareket ettiğini görüyoruz.
Sandığı takip ettiyse sarıya kadar
belki de kilometrelerce yol almıştır. En son sazlık alanda onu alanları ve
nereye götürüldüğünü görüyor hemen geri dönmüyor. Saraydaki telaş üzerine süt
annelerinin gelip gittiğini görünce o da devreye giriyor. Annesi kızına süt
annesi teklif etmesini dememiş ancak kız cesurca askerlerin karşısına çıkıyor
ya yanlış konuşursam ya askerler olayı çakarsa demiyor. İkna edici konuşuyor.
Annesine verdiği sözü tutarak sadakat gösteriyor. İçinde merhamet olmasaydı
bebek Musa'nın ardına düşmezdi, Firavun'un askerleri karşısında duruşu müthiş
bir cesaret örneğidir. Firavuni bir kağıda nasıl abla olunur bize öğretiyor.
Musa'nın ablası gürültüsüz kahramandır. Kadın
kahramanlığını gösterişli değil hikmetli eylemle ortaya koymanın örneğidir.
İleri görüşlü, durumu
hızlı analiz edip çözüm üretmekte olağanüstü becerikli,
Dili ustalıkla
kullanmasını bilen. Ne kendini açığa vuruyor ne yalan söylüyor sadece gerçeği
stratejik biçimde ortaya koyuyor.
Farkında olmadan
Allah'ın çocuğu annesine döndürme vadinin aracısı oluyor. Takip etmesi çözüm
odaklıydı. Yerini tespit edip geri dönmedi.
Ayetin bizlere verdiği mesaj;
çocuklarınıza sorumluluk bilincini vermek ve verilen sorumlulukları çocuklar
olarak yerine getirmek. Kasas Suresi.12
28.12: Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, 'Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?' dedi. (Diyanet Meali)
Haram kılmaktan maksat şer’i bir
yasaklama değil. Musa annesinin sütünün tadına, kokusuna alışık olduğu için
diğer annelerin sütünü kabul etmiyor.
Kız kardeş öyle bir strateji uyguluyor
ki” size onun bakımını sizin adınıza üstlenecek ve ona nasihat edecek bir aile
göstereyim mi”. İfadesinde kendini ele vermemek için “ehli beytin” kelimesini
nekra (belirsiz) kullanıyor. Bildiği bir aile olduğu imajını vermemek için.
Öyle bir aile ki sadece onu doyurmayacak aynı zamanda ona kefil olacak, tüm
bakımını üstlenecek ve onun iyiliği için çalışacak, ona nasihatçi olacak bir
aile bu. Demek ki bebek Musa bu eve getiriliyor. Çünkü ona kefil olanlar ve nasihatçiler
çoğul kullanılmış.
Böylelikle Hz Musa ailesine
döndürülüyor. Muvahhit duruşunu ailesinden kazanıyor ve ilahi irade ile kendi
ailesinin rehberliğinde büyüyor. Musa'nın annesinin şefkati ile yeniden
buluşması biyolojik ailenin önemini gösterir. Güvenli bağlanmanın temeli anne
sevgi ve şefkati ile büyümektir. Annenin doyuramadığını dünya doyuramaz sözünü
Hz Musa'nın hayatında gördük. Annenin sevgisinin yerini dolduracak hiçbir
anneyi kabul etmeyerek anne sevgi ve şefkatinin önemini göstermiştir.
Bu ayetin bizlere
mesajı; çocuklarımızın yetişmesine katkı sağlayacak şahısların veya eğitim
kurumlarının kefil ve nasih olmasına dikkat çekiliyor. Kefil her türlü
yükümlülüğü üstlenmek nasih ise nasihatçi olmak ,iyiliği için çabalamaktır.
Sadece özlük haklarının derdinde olanlara eğitilmek üzere çocuklar teslim
edilmemeli.
Kasas
Suresi.13
28.13: Böylece biz, anasının gözü
aydın olsun ve üzülmesin, Allahʼın vaʼdinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların
pek çoğu bunu bilmezler. (Diyanet Meali)
Bu ayetle de
cenabı Allah'ın vaadinin gerçekleştiğini görüyoruz. Çocuğu annesine geri
dönüyor ve hatta süt anne olarak ücret alıyor. Bu ayetle doğru hamleler
yapmanın mutlaka kazanacağı mesajını veriyor.
Ümmî Musa olmak
bir nesli eğitmektir. Öğretmenler, imamlar ücret alıyorsan elindeki çocuğu
eğiteceksin. Hayırlarda, kurumlarda, derneklerde çalışanlar da ümmi Musa’dır.
Elindeki, kucağındaki bebeği öz evladın gibi yetiştireceksin.
Feda ederek nasıl kazandı?
•
Bebek Musa'yı feda
etti ücretli süt anneliğini kazandı.
•
Çocuk Musa'yı feda
etti sarayda yetişen Musa'yı kazandı.
•
Genç Musa'yı feda etti
peygamber Musa'yı kazandı.
•
Olgun Musa'yı feda
etti diğer oğlunu peygamber kazandı.
•
Kendi hayatını feda
etti Kur'an'a giren kadınlardan olmayı kazandı.
FEDA ETMEDEN (ÜMMİ MUSA GİBİ, HANNE GİBİ),
FEDA EDİLMİŞLERE BAHÇIVAN (Zekeriya gibi) OLMADAN İKİ DÜNYADA DA
KAZANILAMAYACAĞINI BİZE ÖĞRETİR.
Rabbimiz,
Musa'nın annesi gibi korkunun içinde teslimiyeti, gözyaşının içinde ümidi,
bırakışın içinde sevgiyi bulabilmeyi nasip et......