HAZRETİ İBRAHİM VE KUR'AN'DA GEÇEN DUALARI
Dua, kulun acziyetini idrak ederek Rabbiyle bilinçli bir bağ kurması; O'na yönelmesi, O'ndan istemesi ve hayatını O'nun iradesine teslim etmesidir. Kur'an'da dua yalnızca sıkıntı anlarında yapılan bir yakarış değil; kulluğun en canlı göstergelerinden biri olarak sunulur.
İnsan çoğu zaman darlık ve çaresizlik içinde Allah'a yönelir. Kur'an, bunun insan tabiatının bir yönü olduğunu haber verir (Yûnus 10/12; Lokmân 31/32). Ancak asıl değerli olan, bollukta da kulluğu unutmamak; nimetler içinde yaşarken de Allah'a yönelmeye devam etmektir. Çünkü gerçek kulluk, yalnızca ihtiyaç anında değil, hayatın her döneminde Allah ile irtibatı canlı tutabilmektir.
Bu sebeple Furkân Suresi'nde şöyle buyrulur:
"De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?"
(Furkân 25/77)
Bu ayet, Allah'ın duaya muhtaç olduğunu değil; insanın dua sayesinde Rabbine bağlandığını göstermektedir. Dua, insanı şirkin her çeşidinden koruyan en güçlü kulluk bilincidir. Çünkü dua eden kimse, gerçek kudretin yalnız Allah'a ait olduğunu kabul etmiş olur.
Kur'an'da peygamber duaları aynı zamanda ümmet için bir eğitimdir. Allah, nasıl dua edilmesi gerektiğini peygamberlerin diliyle öğretmektedir. Bu bakımdan Hz. İbrahim'in duaları, yalnızca şahsî istekler değil; tevhid, teslimiyet, medeniyet, nesil, güvenlik ve ahiret bilincini inşa eden evrensel kulluk dersleridir.
Hz. İbrahim'in Kur'an'da yer alan duaları nüzul sırası dikkate alındığında dikkat çekici bir gelişim göstermektedir.
1. Şuarâ 78–89: Tevhid Üzerine İnşa Edilmiş Dua
Bu bölümde Hz. İbrahim önce Allah'ı tanıtır, ardından dua eder.
"Beni yaratan, bana doğru yolu gösteren O'dur. Beni yediren ve içiren O'dur. Hastalandığımda bana şifa veren O'dur. Beni öldürecek, sonra yeniden diriltecek olan da O'dur. Hesap gününde günahlarımı bağışlamasını umduğum da O'dur."
(Şuarâ 26/78-82)
Ardından şu duaları yapar:
"Rabbim! Bana hikmet ver ve beni salihler arasına kat." (26/83)
"Sonraki nesiller arasında bana güzel bir nam bırak." (26/84)
"Beni nimet cennetinin varislerinden eyle." (26/85)
"Babamı bağışla..." (26/86)
"İnsanların diriltileceği gün beni mahcup etme." (26/87)
Bu dua, Allah'ın rubûbiyetini tanıyan kulun, bütün ihtiyaçlarını yine yalnız O'na arz etmesinin en güzel örneklerinden biridir.
2. En'âm 78–79: Hanifliğin İlanı
Bu bölüm doğrudan dua şeklinde olmasa da, Hz. İbrahim'in kulluk ahdinin en güçlü ifadelerinden biridir.
"Ben yüzümü, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim. Ben hanîfim; müşriklerden değilim."
(En'âm 6/79)
Burada dua yerine kararlı bir teslimiyet beyanı vardır. Hz. İbrahim bütün hayatını Allah'a yöneltmiş olduğunu ilan etmektedir.
3. Bakara 126–129: Medeniyet İnşa Eden Dua
Kâbe'nin temelleri yükselirken yapılan bu dualar, yalnız bir aile için değil; bütün insanlık için örnek olacak bir toplumun inşasını hedeflemektedir.
Hz. İbrahim şöyle dua eder:
"Rabbim! Bu beldeyi güvenli kıl." (2/126)
"Bizi sana teslim olmuş (Müslim) kimseler kıl." (2/128)
"Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet çıkar." (2/128)
"Onlara içlerinden senin ayetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek, onları arındıracak bir peygamber gönder." (2/129)
Bu dualarda güvenlik, rızık, eğitim, vahiy, ahlâk, peygamberlik ve teslimiyet aynı medeniyet tasavvurunun temel unsurları olarak bir araya getirilmektedir.
4. Mümtehine 4–5: Tevhid Mücadelesinin Duası
Hz. İbrahim burada müminlere örnek olacak bir teslimiyet ortaya koymaktadır.
"Rabbimiz! Yalnız sana tevekkül ettik, sana yöneldik ve dönüş sanadır." (60/4)
"Rabbimiz! Bizi inkâr edenler için bir imtihan konusu yapma. Bizi bağışla. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin." (60/5)
Bu dua, tevhid uğrunda mücadele eden müminlerin hangi ruh hâliyle hareket etmeleri gerektiğini öğretmektedir.
Hz. İbrahim Dualarının Ortak Mesajı
Hz. İbrahim'in Kur'an'da yer alan bütün duaları birlikte değerlendirildiğinde, onların yalnız şahsî isteklerden ibaret olmadığı görülmektedir. Dualarının merkezinde daima Allah'ın rızası, tevhid, teslimiyet, salih nesiller, güvenli toplum, vahiy ile inşa edilen medeniyet ve ahiret bilinci bulunmaktadır.
Dikkat çekici olan bir diğer husus ise, Hz. İbrahim'in dualarında çoğunlukla "beni müminlerden kıl" veya "beni sıddıklardan kıl" şeklinde talepler yerine; "Müslim olmayı", "salihlerden olmayı", "hikmet verilmesini", "güzel bir nesil yetişmesini" istemesidir. Buna karşılık Kur'an onun hakkında "sıddîk", "mümin", "halîl", "hanîf", "kânit", "şâkir", "evvâh", "halîm", "kalb-i selîm sahibi" gibi en yüksek vasıfları bizzat Allah tarafından zikretmektedir.
Bu durum, onun dualarında kendi makamını değil, insanlığın ulaşabileceği kulluk basamaklarını öne çıkardığını düşündürmektedir. Bir davetçi olarak önce teslimiyetin, sonra salih amelin, ardından imanın kemale ermesinin yolunu göstermektedir. Böylece Hz. İbrahim'in duaları, yalnız kendisi için değil; kıyamete kadar bütün müminler için kulluk eğitimine dönüşmektedir.
Kur'an'da Hz. İbrahim'in duası, insanın Rabbiyle kurduğu en sahih ilişkinin adıdır: Tevhidle başlayan, teslimiyetle olgunlaşan ve salih amellerle hayat bulan bir kulluk.
Rabbim bizlere de İbrahim'i bir iman ve teslimiyet bahşeyle ..