KUR'AN'DA ŞİKAK (BİRLİKTEN KOPUŞ) KAVRAMI
Kelimenin kök harfleri ş.K.K (شق) dır.
Ragip El Isfehani kelime hakkında şunları söyler;
Mastar (الشَّقُّ)
:Bir şeyde vaki olan “harmun” (dikişini söküp ayırmak) demektir
Yarılmış olan parça, yarı àEşşikkatü
الشِّقَّةُ
Kendisine ulaşmada meşakkatin erişeceği veya ilişeceği bölgeàEşşükkatü الشُّقَّةُ
Birine muhalefet etme, karşı çıkma, ayrılma. Senin bir şıkta
karşı taraftakinin bir şıkta olmasıàŞikâkun شِقاقٌ
Nefse ve ya bedene erişen güçsüzlük àŞikkun شِقٌّ
Kelimenin hakiki anlamı
yarmak, bölmek, ikiye ayırmak, koparmaktıràŞekiykatur
rumli =Yarılmış kumluk شقيقة الرملِ
Eş şikşikatü =Erkek devenin boğazındaki yarıklık
manasındadır.
الشِقشِقةُ
Mecazen derin
anlaşmazlık, düşmanlık, karşı cephede olmak, kopuş anlamına gelmektedir.
Dolayısıyla
"şikâk", sadece anlaşmazlık değil iki tarafın birbirinden ayrılması,
kopması, karşı cepheye geçmesi anlamındadır.
Bu sebeple
Kur'an'da șikâk, sıradan bir ihtilafı değil bilinçli bir ayrışma, kopuş ve
karşı duruşu ifade eder.
Kelime Kur’an’da 25
ayette 28 kez geçmiştir. Geçtiği formlar;
1)Fiil formunda
a)Sülasi mücerred 2 kez (28:27 80:26)
b)Mufâele babı 7 kez (4:115 8:13
16:27 47:32
59:4)
c)Tefe'ul babı 3 kez
(2:74 25:25 50:44)
d)İnfial Babı (انشقَّ) 5 kez ( 19:90 55:37
54:1 69:16
84:1)
2)Mufâale babı mastar (شِقاقٌ) formunda 7 kez (2:137,176
4:35 11:89 22:53
38:2 41:52)
3)İsm-i tafdil (اشُقَّ) formunda 1 kez (13:34)
4)İsim mastar (شُقَّةٌ) formunda 1 kez
(9:42)
5)Camid isim Şikkun (شِقٌّ) formunda 1 kez (16:7)
6)Sülası mücerred mastar Şekkun (شَقٌّ) formunda 1 kez (80:26) formunda
kullanılmıştır.
1)
Fiil
formunda kullanımı
a)Sülasi mücerred
28 Kasas
Suresi.27: (Şuayb,
Musa’ya) şöyle demişti: “Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan
birini sana nikâhlamak istiyorum. Süreyi on yıla tamamlarsan o sana kalmış bir
şeydir; seni sıkıntıya düşürmek istemem. İnşallah beni dürüst olanlardan
bulacaksın.”(Mehmet Okuyan)
قَالَ
اِنّٖى اُرٖيدُ اَنْ اُنْكِحَكَ اِحْدَى ابْنَتَیَّ هَاتَيْنِ عَلٰى اَنْ
تَاْجُرَنٖى ثَمَانِىَ حِجَجٍ فَاِنْ اَتْمَمْتَ عَشْرًا فَمِنْ عِنْدِكَ وَمَا
اُرٖيدُ اَنْ اَشُقَّ عَلَيْكَ سَتَجِدُنٖى اِنْ شَاءَ
اللّٰهُ مِنَ الصَّالِحٖينَ ﴿٢٧-٢٨﴾؛
Bunun manası, “süreyi on yıla tamamlamayı
mecbur tutmak suretiyle, sana zorluk çektirmeyi de istemem” şeklindedir.
80 Abese
Suresi.26:Sonra yeri
yardıkça yardık; (Ali Bulaç)
ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقًّا
﴿٢٦-٨٠﴾؛
"Şekkan”
- yarma eylemini kuvvetlendiren bir masdardır.
Bu ayette masdar, fiiliyle
birlikte gelmiştir. Fiil + masdar șiddet ve vurguyu artırmak (tekid) için
beraber zikredilmiştir.
b)Mufaale Babı : Karşıtlık, mücadele, cephe
alma, ayrışma, birlikten kopuş.
Rasul’e
karşı şikak;
4 Nisa
Suresi.115:Erdirici
kılavuzluk kendisine ayan-beyan geldikten sonra, resulden kopup müminlerin
yolunun dışını izleyeni biz, yöneldiğiyle kaynaştırır, sonra da cehenneme
sallarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o! (Yaşar Nuri Öztürk)
وَمَنْ
يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ
لَهُ الْهُدٰى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبٖيلِ الْمُؤْمِنٖينَ نُوَلِّهٖ مَا تَوَلّٰى وَنُصْلِهٖ
جَهَنَّمَ وَسَاءَتْ مَصٖيرًا ﴿١١٥-٤﴾؛
47
Muhammed Suresi.32:Gerçek şu ki, hakikati inkara şartlanmış olan ve
(başkalarını) Allah yolundan alıkoyanlar ve doğru yol rehberliği kendilerine
tevdi edildikten sonra (bu şekilde) kendilerini (Allah'ın) Elçisi'nden
koparanlar hiçbir şekilde Allah'a bir zarar veremezler; ama Allah, bunların
bütün fiillerini değersiz kılacak, boşa çıkaracaktır. (Muhammed Esed)
اِنَّ
الَّذٖينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ وَشَاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدٰى لَنْ
يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْپًا وَسَيُحْبِطُ اَعْمَالَهُمْ ﴿٣٢-٤٧﴾؛
Nisa 115 bir hırsızlık olayında suçun masum
birinin üzerine atılması suçlu olanın ise
yandaşları tarafından savunulması Allah
Rasul’ünü yanıltma girişimi ve sonrasında
verdiği hükümden razı olmama hadisesidir.
Muhammet
32 Allah Rasul’ünün cihad çağrısına
kulak vermeyen münafıklardan bahseder.
Bu iki
ayette Rasul’un verdiği belirli bir hüküm
emir ve ya çağrıya karşı çıkmayı ve
birlikten kopuşu ifade eder. Bu durum "Rasûl'e karşı şikâk" olur.
Rasul'e muhalefet sıradan karşı çıkma değil, cemaatten ayrılma vahye
karşı hizip oluşturmadır.
Tek bir hükümde,
tek bir konuda bile muhalefet edilirse "Rasûl'e karşı şikâk" doğar.
Allah ve Rasulü’ne karşı şikak;
8 Enfal Suresi.13:Onların kendilerini Allahtan
ve Onun Elçisinden koparmış olmaları yüzündendir bu; ve kim ki kendisini
Allahtan ve Onun Elçisinden koparırsa, bilsin ki Allah azabında çok zorludur.
(Muhammed Esed)
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ شَاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِقِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ
﴿١٣-٨﴾؛
59 Haşir Suresi.4:Bu, onların Allahʼa ve
Resûlüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allahʼa karşı gelirse bilsin ki,
Allahʼın azabı şiddetlidir. (Diyanet Meali)
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ شَاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِّ
اللّٰهَ فَاِنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ ﴿٤-٥٩﴾؛
Yukarıda
incelediğimiz iki ayetten farklı olarak bu iki ayette Allah ve Rasulü’ne şikak durumundan
bahsedilmektedir.
Allah ve Rasulü’ne şikak belli bir hükme
muhalefet değil, dinin bütününe karşı siyasi-dini bir ayrışmayı kopuşu ifade
eder.
Enfal 5-13. ayetlerde Bedir Savaşında
Allah’ın müminlere yardımından bahseder.
Haşır 1-5.ayetlerde ise Medine
yahudilerinden Nadiroğullarının müsĺümanlarla yaptıkları ittifak antlaşmasını Uhud
savaşı sonrasında müslümanlar aleyhine bozmaları ve Mekkeli müşriklerle yeni bir
ittifak kurma girişimleri sonucunda Allah’ın onlar hakkında verdiği sürgün
hükmünden bahseder.
Bu iki ayette Allah ve Rasulü’ne şikak şu
anlamları içerir;
àOrganize
isyan ve sadakatsizlik
àOtoriteyi
tanımama
àAllah'ın
hükmünden ve Rasul'ün liderliğinden kopma
àToplumsal-siyasi
bir "karşı cephe" oluşturma girişimi.
Allah ve Rasul’üne şikak "Dinin bütününe
muhalefet eden genel bir isyan hâli.”dir.
Kelimenin mufâale babından geldiği bir
diğer ayette Nahl 27 dir. Allah’tan koparak O‘na ortak koşanların (onlar için parçalanıyordunuz
ya) kıyamet gününde ilahlarını yanlarında bulamadıkları rezillik kötülük
gününden bahseder.
c)Tefe’ul Babı : Bu bab Tekellüf kısaca bir eylemin
zorlanarak, aşama aşama yapılması, daha fazla emek ve çaba sarf edilerek
gerçekleşmesidir.
“Teşekkaku” (تشقّقُ) yavaş yavaş zorlayarak
kopuş. İçi gerilmiş bir yapının parçalı çatlaması.
2 Bakara
Suresi.74:Sonra bunun
ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş
vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular
çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah,
yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. (Diyanet Meali)
ثُمَّ
قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِىَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ
قَسْوَةً وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُ
وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَاءُ
وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ
عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿٧٤-٢﴾؛
Taşların Allah’a haşyet duyması ifadesinde
istiare vardır. Taşlar akıllı bir canlıya benzetilmişlerdir. Taşların bir şahıs gibi haşyet duyması
Allah’ın azametini artırmada mübalağa ifade etmiştir.
Bu babdan gelen diğer ayetler;
25 Furkan Suresi.25:O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve
melekler bölük bölük indirilecektir. (Diyanet Meali) O gün, semâ bulutları ile paramparça
olacaktır.
وَيَوْمَ تَشَقَّقُ
السَّمَاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلٰئِكَةُ تَنْزٖيلًا ﴿٢٥-٢٥﴾؛
Kıyamet
gününde yerin yarılıp açılması àKaf 45
Kur'ân'da bu kullanım genellikle fiziksel
ayrılma/ yarılma anlamındadır: Yerin ve göğün azar azar yarılması parçalanması.
d) İnfial Babı: Bu babda gelen kelimeler
mutavaat (dönüşlülük) içindir. Mutavaat öznenin nesne gibi etkilenmesi demektir.
Babanın özelliği:
Eylemin kendiliğinden (pasif bir süreç) gerçekleşmesi
Aşamalı, ama büyük ve nihai bir yarılma
Eylemin failinden ziyade meful öne çıkar.
55 Rahman Suresi.37: Gök
yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül hâline geldiği zaman (hâliniz ne
olur?) (Diyanet Meali)
فَاِذَا انْشَقَّتِ السَّمَاءُ
فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِ ﴿٣٧-٥٥﴾؛
Hakka 16 ve İnşikak 1 de benzer
ayetlerdir.
Burada: Kıyametin nihai aşaması anlatılır Göğün bir bütün
olarak yarılması söz konusudur Çöküş tek, büyük ve son safhadır Bu nedenle
Kur'an infi'âl babını seçmiştir:
"inşekkat" (انشقَّت)
= Büyük, bütünsel bir yarılma ve kopmadır. Kıyamet sahnelerinde göğün ayrılması
gibi.
Bu babdan gelen diğer ayetler;
54 Kamer Suresi.1:Kıyamet
yaklaştı ve ay yarıldı. (Diyanet Meali)
اِقْتَرَبَتِ
السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ ﴿١-٥٤﴾؛
Ayın
yarılması hadisesi ile ilgili değişik görüşler vardır.
àGerçek
manada ay yarılmıştır
à”İş
mesele açıklığa kavuştu” manasında mecazi bir kullanımdır. Çünkü araplar açığa
kavuşan işlerle ilgili “kamer” kelimesini kullanırlar.(Müfredat)
19
Meryem Suresi.: (90-91)
Rahmanʼa çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak, yer
yarılacak, dağlar yıkılıp çökecektir! (Diyanet Meali)
تَكَادُ السَّمٰوَاتُ
يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الْاَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا ﴿٩٠-١٩﴾؛
Rahman çocuk edindi sözünün ne kadar büyük
ve çirkin bir söz olduğunu ortaya koymak, onun çirkinliğinin dehşetini
göstermek, bu sözün, dindeki tesirini ve dinin erkânı ve kaidelerinin
yıkımındaki payını anlatmak için göklerin
yarılması yeryüzünün parçalanması ile mukayese vardır. (F.Razi)
2)Mufâale babı mastar
Şikâk (شِقاقٌ) sadece
anlaşmazlık değil; iki
tarafın birbirinden ayrılması, kopması, karşı cepheye geçmesi
anlamındadır. Mufâale babının özelliğinden dolayı bir işte ortaklık anlamına
geldiğinden iki tarafta birbirine meşakkat çıkarmaya arzulu ve isteklidir.
Bu sebeple Kur'an'da șikâk, sıradan bir
ihtilafı değil, bilinçli bir ayrışma ve karşı duruşu, çekişmeyi ifade eder.
Şikak bütün cinslere kapsayan masdar formunda gelerek mübalağa
ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler.
Kelimenin Ortak
Anlam Derinliği;
Ayetleri birlikte düşündüğümüzde şikâk, üç
katmanlı bir anlam taşır
1)
Akidevi kopuş
Vahyin
çizdiği yoldan bilinçli olarak ayrılmak
2)
Siyasi/Toplumsal ayrışma
Cemaatten/ümmetten
ayrılıp karşı hizip oluşturmak
Otoriteyi
tanımamak
3)
Düşmanca muhalefet
Sadece
karşı çıkmak değil, mücadele eden, direnç oluşturan, zarar veren bir karşı
duruş
Şikak pasif ayrılık değil, aktif düşmanlıktır.
Kelimenin bu formda kullanıldığı
ayetlerden sadece bir tanesi aile hukukuyla ilgili gelirken 6 tanesi inanç
farklılaşması, akide krizi, haktan kopma
anlamında kullanılmıştır.
Kelimenin mastar formuyla geldiği ayetlerde gerçeklerden
kopan, ayrılan kişilerin ve grupların
bazı ortak vasıflarından bahsedilir.
à Kuvvet
ve kudret sahibi inkarcılar konumunu dolayısıyla gücünü kaybetme korkusuyla haktan
kopma, birlikten ayrılma noktasına gelebilir.
38
Sad Suresi.2:Fakat
inkâr edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. (Diyanet Meali)
بَلِ الَّذٖينَ كَفَرُوا
فٖى عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ ﴿٢-٣٨﴾؛
à Ekonomik
çıkarlar ve mefaatperestliğin ahlaki değerleri bozduğu toplumlar çatışma ve çöküşe
sürüklenirken hakikatten kopuş
gerçeklikten ayrışma olur.
11
Hud Suresi.89:
'Ey kavmim! Benimle ayrı yol tutmanız sakın sizi günaha sürüklemesin; yoksa Nuh
halkının, Hud halkının, Salih halkının başına gelen sizin de başınıza gelir; ve
(hatırlayın ki,) Lut kavmi sizden fazla uzak değil! (Muhammed Esed)
وَيَا قَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ
شِقَاقٖى اَنْ يُصٖيبَكُمْ مِثْلُ مَا اَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ
اَوْ قَوْمَ هُودٍ اَوْ قَوْمَ صَالِحٍ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِنْكُمْ بِبَعٖيدٍ
﴿٨٩-١١﴾؛
àHer
zaman kazanmaya odaklı sıkıntılara karşı dirençsiz olgunlaşmamış kişiler haktan
uzak bir kopuşa düşmek için uygun yapılardır.
41
Fussilet Suresi.52: De ki: 'Ne dersiniz? Eğer o (Kurʼan) Allah
katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde
bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?' (Diyanet Meali)
قُلْ اَرَاَيْتُمْ
اِنْ كَانَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ ثُمَّ كَفَرْتُمْ بِهٖ مَنْ اَضَلُّ مِمَّنْ هُوَ فٖى
شِقَاقٍ بَعٖيدٍ ﴿٥٢-٤١﴾
àYanlış
inanç esaslarına sorgusuz bağlılık kendi gruplarının yanlışlarını görememe, gerçek karşısında kimliğini kaybetmemek için
direnç üretme, hakikate değil, kendi grubuna sadakat haktan kopuşa sebep olur
2
Bakara Suresi.137: Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman
ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette
derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O,
hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (Diyanet Meali)
فَاِنْ اٰمَنُوا
بِمِثْلِ مَا اٰمَنْتُمْ بِهٖ فَقَدِ اهْتَدَوْا وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا
هُمْ فٖى شِقَاقٍ فَسَيَكْفٖيكَهُمُ اللّٰهُ وَهُوَ السَّمٖيعُ
الْعَلٖيمُ ﴿١٣٧-٢﴾؛
àEkonomik
kaygılar ya da edinilmiş statüyü kaybetme endişesi haktan vazgeçme gerçeklikten
uzak bir kopuş sebebidir.
2 Bakara
Suresi.176:
Zira bu azabın sebebi Allah'ın kitabı gerçekle indirmiş olmasındandır. Kitapta
ayrılığa düşenler ise şüphesiz, haktan uzak bir ayrılık içindedirler. (Elmalılı
Sadeleştirme 1)
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ
نَزَّلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ وَاِنَّ الَّذٖينَ اخْتَلَفُوا فِى الْكِتَابِ لَفٖى
شِقَاقٍ بَعٖيدٍ ﴿١٧٦-٢﴾؛
à Zihinsel
çarpıklık ve niyet bozukluğu (şeytani vesveselere kanma) toplumsal fitne üretme
inanç topluluğu içinde güven krizine sonrada haktan kopuşa sebep olur.
22
Hac Suresi.53:
(Yine de, Allah'ın bu tür şüphelere fırsat vermesi,) Şeytan'ın (peygamberlerin
niyeti konusunda gönüllere) düşürmeye çalıştığı gölgeyi kalplerinde bir
eğrilik, bir hastalık bulunan, kalpleri katılaşmış olan kimseler için bir
sınama aracı kılmasındandır; çünkü, (bu tür şüphelere kapılarak kendilerine)
yazık eden kimseler, doğrusu, çok derin bir yanılgı içindedir. (Muhammed Esed)
لِيَجْعَلَ مَا يُلْقِى
الشَّيْطَانُ فِتْنَةً لِلَّذٖينَ فٖى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ
وَاِنَّ الظَّالِمٖينَ لَفٖى شِقَاقٍ بَعٖيدٍ ﴿٥٣-٢٢﴾؛
àAile
hukukuyla ilgili; eşler arası duygusal -fikirsel bağın zayıflamasıyla evlilik
birliğinin sarsılması nikah bağını kopma aşamasına getirebilir.
4
Nisa Suresi.35:
(Buna rağmen) onların (eşlerin) aralarının açılmasından korkarsanız, (hem
erkeğin) ailesinden bir hakem, (hem de kadının) ailesinden bir hakem gönderin!
Bunlar, (eşlerin arasını) düzeltmeyi isterlerse Allah aralarını bulur. Şüphesiz
ki Allah bilendir, haberdardır.(Mehmet Okuyan)
3)İsm-i Tafdil: İsm-i tafdil; bir vasfın, bir hususun bir varlıkta diğer bir
varlıktan daha fazla olduğunu ifade eder.
13 Rad Suresi.34: Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret
azabı ise elbette daha zorlu. Onları Allah'tan koruyacak da yoktur! (Elmalılı
Sadeleştirme 1)
لَهُمْ عَذَابٌ
فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَشَقُّ
وَمَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَاقٍ ﴿٣٤-١٣﴾؛
Allah’a
ortaklar ķılanlar için dünya hayatında azap vardır ancak ahiret azabı daha megelmesidir.
Eşakka parcalayıcı yıpratıcı dayanılması güç olan
azaptır. Daha ağıŕ ve parçalayıcı bir azap.
4) İsim
mastar (شُقَّةٌ)
Şukkatün (شُقَّةٌ) İsm-i masdar olduğu
için: Bir fiilin yapılışını veya oluș halini değil, filin ortaya çıkardığı
durumu/sonucu ifade eder.
9 Tevbe Suresi.42: Eğer yakın bir dünya menfaati ve
kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana
uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, 'Eğer gücümüz
yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık' diye Allahʼa yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke
sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. (Diyanet
Meali)
لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرٖيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا
لَاتَّبَعُوكَ وَلٰكِنْ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُ
وَسَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَوِ اسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ اَنْفُسَهُمْ
وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ﴿٤٢-٩﴾؛
5)Camid
isim (شِقٌّ)
Yarım, taraf,
kısım, bölüm anlamına gelen şikkun câmid
bir isimdir.
Bu kelime
fiilden türemiș masdar değildir, aksine kök anlamı "yarmak, ikiye
bölmek" fiilinin çıkardığı nesneye verilen isimdir.
16 Nahl Suresi.7: Onlar sizin ağırlıklarınızı
yüklenir (ler), yarı canınız tükenmeden varamayacağınız bir memlekete (sizi)
götürür (ler). Şüphesiz ki Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhamet edicidir.
(Hasan Basri Çantay)
وَتَحْمِلُ اَثْقَالَكُمْ اِلٰى بَلَدٍ لَمْ
تَكُونُوا بَالِغٖيهِ اِلَّا بِشِقِّ الْاَنْفُسِ اِنَّ
رَبَّكُمْ لَرَؤُفٌ رَحٖيمٌ ﴿٧-١٦﴾؛
6)Sülası mücerred mastar (شَقٌّ)
80 Abese
Suresi.26: Sonra
toprağı, iyiden iyiye yardık! (Diyanet Meali)
ثُمَّ شَقَقْنَا
الْاَرْضَ شَقًّا ﴿٢٦-٨٠﴾؛
"Şekkan” yarma eylemini kuvvetlendiren bir masdardır.
Allah herseyin en doğrusunu en iyisini en güzelini bilir.