Loading...
ĞAYY (غىٌ)

KUR'AN'DA ĞAYY (غىٌ)  KAVRAMI

    Kelimenin kök harfleri ğ.v.y (غ.و.ى)  dir.

    Kelimenin semantik anlam katmanlarının en altında kök manası hakkında arap dil bilimciler şöyle açıklama yapmaktadır.

    Ragıp El-İsfehani  Müfredatta,Ibni Manzur Lisanul-Arab'da kelime için;

   “Deve yavrusu sütü fazla içip mide fesadına uğraması ,içinin bozulması” à غوي الفصيل şeklinde söylenir demişlerdir.

    Kelimenin hakikatten mecaza evrilme aşamalarındaki bu en alt katmandaki bozulma tamamen biyolojik bir bozulmadır. Fiil genelde somut - fiziksel bir bozulmadan, soyut - ahlakî / zihinsel bir bozulmaya genişlemiştir. Dolayısıyla "غوى" kökünün soyut anlamları, somut anlamın üzerine inşa edilmiştir.

”Mide-barsak bozulmasından àahlaki bozulmaya geçiş. İkisi de aşırılığın, ölçüsüzlüğün ortaya çıkardığı bir bozulmadır.”

“Deve yavrusu fıtri ihtiyacın ötesinde süt içti mide barsak dengesi bozuldu.”

“İnsan fitri ölçüyü bırakıp hevasına  uydu ahlaki dengesi bozuldu.”

    Bir şeyin fıtrî düzeninin bozulması; çürüme, fesada sebep olur.

    Bu kökten hareketle "ğay" kelimesi aslında bozulmuş yol, sapmış istikamet" anlamındadır. Aç gözlülük ve arzuların (hevâ) insanın fıtrî iç dengesini bozması, böylece kalbin hastalanmasıdır.

    Ragıp El-İsfehani kelimeyi dini bir terimi olarak açıklarken ; El ğayy  الفييٌّ  :Bozuk bir inançtan dolayı kişinin cahilce davranmasıdır der.

    Halil b. Ahmed (Kitâbü'I-'Ayn) da "hevâya uymak sonucunda aklın ve doğrunun terk edilmesi" anlamına vurgu yapar.

    Kavram Kur’an’da 18 ayette 20 kez geçer.

4 tanesi mastar  غىٌ  (2:256   7:146 ,202  19:59)

6 tanesi ismi fail  غاوٍ ، الغاوين ، الغاون  (7:175  15:42  26:91,94,224  37:32)

1 tanesi mubalâğa ismi fail  غوىٌ  (28:18)

3 tanesi mazi sülasi mücerred fiil غوى  (20:121  28:63  53:2)

6 tanesi if’al babı fiil اغوى  (2:16  11:34  15:39  23:63  37:32  38:82) formunda geçmektedir.

     Ğayyun aç gözlülükten doğan dünyalık hırsların insanın iç dengesini bozup manevi olarak hastalandırmasıdır. Zıddı ise RÜST dür.

     Ğayyun  (غَىٌّ): iç bozulma , yanlış seçim , heva yüzünden hedef kayması,

     Rüşd  (رُشْدٌ)   iç doğrulma  ,niyetin netleşmesi , kararın  nefsin hevâdan korunmasıdır.

  7 Araf Suresi.146:Yeryüzünde haksız yere kibirlenenleri âyetlerimden uzak tutacağım. Onlar bütün mucizeleri görseler de iman etmezler. Doğru yolu görseler, onu yol edinmezler. Ama azgınlık yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu durum, onların âyetlerimizi yalanlamalarından ve ondan gafil olmalarından ileri gelmektedir. (Bayraktar Bayraklı)

سَاَصْرِفُ عَنْ اٰيَاتِىَ الَّذٖينَ يَتَكَبَّرُونَ فِى الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَاِنْ يَرَوْا كُلَّ اٰيَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَا وَاِنْ يَرَوْا سَبٖيلَ الرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبٖيلًا وَاِنْ يَرَوْا سَبٖيلَ الْغَىِّ يَتَّخِذُوهُ سَبٖيلًا ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا عَنْهَا غَافِلٖينَ ﴿١٤٦-٧﴾؛  

 

    Bu kavram Kur’an’da Adem-Iblis kıssalarında çokça geçer. Bazen Ademe bakan yön bazen de İblise bakan yönüne dikkat çekilir.

    Âdem'in bu durumu insanın yolculuğunun başlangıcıdır. 'Ğavẩ"nın kök anlamı olan iç dengenin bozulma süreci Kur’an’da şu şekilde anlatılır.

20 Taha Suresi.120: Derken şeytan ona fısıldayıp, “Ey Adem, sana ölümsüzlük ağacını ve asla yok olmayacak olan bir saltanatı göstereyim mi?” dedi. (Hamdi Döndüren

          121:Ve böylece her ikisi de o ağacın meyvesin)den yediler; bunun üzerine çıplaklıklarının farkına vardılar ve bahçeden topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye çalıştılar. Ve (böylece) Adem Rabbine karşı geldi ve dolayısıyla ciddi bir hataya düşmüş oldu. (Muhammed Esed)

    Ademin ‘Rabbine asi olma” ve “ğava etme” sebebi “ölümsüzlük ağacı” ve “asla yok olmayacak saltanata sahip olma”  arzusuydu Adem hatasını anladı ve tövbe etti.

               122: Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. (Diyanet Meali)

  Yani "denge bozucu bir davranış bile insanı liyakatten düşürmez; tam tersine, varoluşun bir parçasıdır." İnsan sadece melekî vasıflara sahip bir varlık değildir. İç dünyası doyumsuzluğa açık bir potansiyel taşır. Bu potansiyel kontrol edilmezse dengesizlik (ğayy) doğar. Yani: insanın mücadelesi, hevâ ve fıtrat arasındaki dengeyi koruma mücadelesidir. Bu mücadele Âdem'le başlamıştır, çünkü o ilk insandır.” İnsan mutlak itaate değil, dengeye ve terbiyeye muhtaç bir varlıktır.”

Âdem'in zayıflığı = İnsanın fıtrî zayıflığı

Âdem'in "ğavâ"sı = İnsanın unutma, acele ve heves zaafına

Adem'in tövbesi = İnsanın düzelme kabiliyetine işaret eder.

Bu kıssanın Iblise bakan yönü:

7 Araf Suresi.16: Öyle ise, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. (Süleyman Ateş)(15:39   38:82 benzer ayetler)

قَالَ فَبِمَا اَغْوَيْتَنٖى لَاَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقٖيمَ ﴿١٦-٧﴾؛

     İblis Adem gibi kendi hatasının sorumluluğunu kendi üstlenmeyip neden (Allah’a) beni azdırman sebebiyle...diyor?

🔹️Suçu kendinden uzaklaştırmak için. İblisin en belirgin özelliği kibir ve sorumluluktan kaçıştır. İblis hiçbir zaman "ben hata yaptım” demez. Aksine "Sen beni iğvâ ettin, beni böyle yaptın." "Beni azdırmana karşılık ben de onları azdıracağım der.

    Bu tamamen psikolojik bir kendini aklama , kendi suçunu Allah’a yükleyerek meşruiyet oluşturma çabasıdır.

    İbliste üç temel bozulma vardır.

    1) Kibir à  kendi kusurunu göremez. Kusur "ben secde etmek istemedim" değil "Sen beni imtihan ettin" olur.

    Kur'ân'ın iblis portresi çok açıktır. "Ben ondan daha üstünüm." (A'râf 12)

    Bu cümle konum hırsı ,üstünlük arzusu ,mevcut statüyü kaybetmeme korkusu gibi duygular içerir.

    İbn Abbas ve Katâde bu ayeti şöyle özetler :Yani iblisin sapması mal ile değil mevki ile ilişkilidir.

    İblis  Âdem'e secde etmeyi reddedince Melekler arasında özel konumunu kaybetti  ve rahmet dairesinden kovuldu. Yüksek mertebesi sona erdi. Bu durum onun için ölçüyü aşan bir arzuyu tetiklemiştir. ”Benim bu konumu kaybetmemem gerekiyordu șimdi suçluyu kendim değil, SEN ilan ediyorum” demektir.

2) Haset à Âdem'e karşı yoğun öfke.

Haset, aklı perdeleyen bir kötü huydur. İblisin sözleri, gerçeği çarpıtmanın bir ürünüdür

3) Umutsuzluk (ye's) àİblîs isminin kökünde "ümit kaybı, hayırdan kesilme, iç çöküş=بلس" vardır.

Kibir àtövbe yolunu kapatır

Tövbe kapanınca à umut kapanır

Umut kapanınca à nefis çürümeye başlar.

Bu yüzden iblis'in en büyük hastalığı: Ümitsizlik + inat + kendini haklılaştırmaktır.

    Bu üç unsur birleşince: "Beni sen iğvâ ettin cümlesi ortaya çıkar. Araf 16'daki  " فيما أغويتني " ifadesi ile  iblis  şunu ima ediyor: '”Sen beni bu duruma düşürdün ,beni imtihan ettin; konumumu tehlikeye attın. Ben de bunu kabul edemedim ve saptım.”

    Buradaki "iğvầ"yı nimetin çekilmesi, ayrıcalığın sona ermesi, mevki kaybı korkusu bağlamında anlamak hem lugat hem tefsir açısından mümkündür.

   Her insanın içinde Ademden ve iblisten parçalar vardır. Mühim olan hangi yönünü ön plana çıkaracağıdır Karakter insanın tercihleriyle şekillenir.

    Ğavun (غاوُن) =azgınların özelliklerinden şöyle bahsedilir;

Araf 175-176

🔹️Ayetlerden sıyrılıp şeytanın peşine takılan,

🔹️Dünyaya sarılıp ebedi zanneden,

🔹️Arzularına uyan,

🔹️Dünyevi menfaatler için köpekleşmiş,

🔹️Allah’ın ayetlerini yalanlayan,

Hicr 42

🔹️Şeytanın üzerinde tahakküm kurduğu,

Şuara 91

🔹️Cehennemin karşılarına çıkarılacağı, tepetaklak oraya atılacak olan,

Şuara 225-226

🔹️Sözcüklerin büyüsü ile hayal peşinde koşturan yapamayacaķları şeylerin propogandasını çok iyi yapıp  insanları etki altına alan ve yanlış yollara sürükleyen kimselere uymayı tercih eden,

Kasas 63

🔹️Ahirette aleyhlerinde hüküm gerçekleşmiş ve cehenneme atılmış dünyada ilahlık taslayarak hem kendileri azmış hem başkalarını azdırmış olduklarından pişman olmuş kimselerdir.

   Necm 2 de “Arkadaşınız sapmadı ve azmadı.”

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰى ﴿٢-٥٣﴾؛

“Ve ma ğava “ ifadesi: Dünyayı istemedi, vahiy üzerinden herhangi bir menfaat aramadı."

'Dini üzerinden ne mal ne makam talep etmedi." demektir.

    Bu ayet Peygamberin zihinsel doğruluk (ma dalle) ahlaki ve niyet doğruluğunu (ma ğavâ) beraberce ilan etmiş olur.

Allah her şeyin en doğrusunu en iyisini en güzelini bilir.